Bir Sedef (Psoriasis) Hastası Olsaydım

  • Ana Sayfa
  • Bir Sedef (Psoriasis) Hastası Olsaydım
Bir Sedef (Psoriasis) Hastası Olsaydım

Bir Sedef (Psoriasis) Hastası Olsaydım

Şu an için bir Sedef hastası olmadığımı biliyorum. Ancak yarın bir gün cildimde herhangi bir yerde Sedef lezyonları çıkarsa düşüneceğim ki anne ve/veya baba tarafımdan bu hastalığa ''yatkınlığı'' taşıyan genler bana ulaşmış olabilir. Hep söylenir ya, yedi sülalede ortaya çıkmaz da bende görülmüş olabilir. Peki önemli mi? Elbette hayır.. Eski hocalarımız derlerdi; ''Sedef: akmaz, kokmaz, bulaşmaz, öldürmez bir hastalıktır''. Gerçekten de çok nadir görülen bazı tipleri dışında Sedef, sağlığı bozmayan bir hastalıktır. Ben Sedef hastası olsaydım nisbeten şanslı sayılırdım. Neden mi? Çünkü ben bir Dermatoloğum ! Üzerinde durduğumuz şu genetik yatkınlık var ya, adı üzerinde genler, tıbben şu aşamada değiştiremeyeceğim böyle bir durumu kabullenirdim. Bu hastalıkta en önemli noktalardan birinin de bu olduğunu bilirdim..Şöyle düşünürdüm; ''Bu zararsız hastalık bir şekilde bende var. Tedavi olabilirim ama yineleyebilir. Peki ömür boyu ilaç kullanması gereken diabet, hipertansiyon hastalarına ne demeli? Kiminin boyu çok uzun, kimi çok kısa, kimi gözlük takacak yaşamı boyunca..O zaman gelin kimse kabullenmesin durumunu, fiziksel özelliklerini..Mümkün mü? ! Böyle bir şey yok elbette. Neysek oyuz. Diabetliysek diyabetli, kısa ya da uzun boylu, mavi ya da kahverengi gözlü, Sedefliysek te sedefliyiz ...

Sedef hastası olsaydım değişik bir çok tedavi yöntemi olduğunu, bunların çeşitli uygulama planları ile lezyonlarımın tamamen ortadan kalkabileceğini ve sonrasında da bazı korunma yöntemlerine dikkat etmekle hastalığın tekrarlamasının önüne geçilebileceğini bilirdim. Her şeye karşın nüks olursa yeniden bir tedavi şansımın her zaman var olduğu beni rahatlatırdı..

Sedefi tetikleyici faktörler içinde psikolojik stresin çok önemli bir yer tuttuğunu zaten bilirdim. Sıkıntılı, sorunlu dönemlerim olursa bir psikiyatristle görüşmekten asla kaçınmaz, özellikle bu yardımı alırdım. Çevremde ''psikiyatriste neden gidiyorsun? Deli misin'' diye soran cahilleri dinlemezdim.

Bazı enfeksiyonların, özellikle halk arasında ''beta mikrobu'' diye anılan, çocuklarda kalp romatizması ve nefrite de yol açabilen Beta Hemolitik Streptokok adlı bakterinin enfeksiyonları açısından daha dikkatli olur, tedavimi geciktirmeden yaptırırdım. Bu mikrobun zarına karşı uyarılan vücut savunma sistemi, karmaşık bir mekanizma ile sedefi de tetiklemektedir. Yoksa hastalığımın bulaşıcı, mikrobik bir hastalık olmadığını  bilirdim.

Kış aylarında, soğuk ortamlarda cildimin neminin azalması Sedef lezyonlarının ortaya çıkmasını kolaylaştıracağından yeterli miktarda nemlendiriciyi kullanıma sokardım.

Antiromatizmal, analjezik, bazı antibiyotik, psikiatrik ve kardiyovasküler sistem ilaçları başta olmak üzere kimi ilaçların da hastalığımı tetikleyebileceğini bilir, ilgili bir hastalık söz konusu olduğunda o branştaki doktor arkadaşımı bu yönden uyarırdım. Kortizonlu hap ya da iğnelerin hastalığımı hızla iyileştirirken akabinde çok yaygın ve nadir tehlikeli formlara yol açabileceğini de iyi bilirdim.

Fiziksel travmaların, çiziklerin lezyonları ortaya çıkarabileceğini bilsem de cam bir fanus ya da altın bir kafeste yaşayamayacağımı da düşünürdüm. Böylece ufak tefek lezyon oluşumlarında dert etmez, panik yapmaz ve istersem tedavimi uygulardım.

Arada kan tetkiklerimi yaptırırdım. Sedeflilerde kan pıhtılaşma bozukluğu daha çok olur diyen yayınlar olduğunu, ayrıca kan kalsiyum düşüklüğünde iltihaplı görünümlü ''püstüler''  sedef hastalığının gelişebileceğini, bunun yaygın formlarının kişiyi rahatsız edeceğini düşünür, tetkiklerde bir problem olursa önlemini alırdım. Bu arada sedefin ''ciğerden'' gelen bir hastalık olmadığını, deri hastalıkları ile bu ciğer ilişkisinin çok abartıldığını bilirdim.

Doktor kontrolünde  bazı ilaçların, yutulup ya da sürülüp, belli saatlerde ve belli dakika rejimleri ile sedefin güneş tedavisi olduğunu bilir ancak en ufak doz şaşmasında hastalığın ciddi ciddi şiddetlenebileceğini de göz ardı etmezdim.

Sedefin ortaya çıkışında bağışıklık sisteminin aktive olmasının önemini bildiğimden dolayı tedavim için direnç sistemimi ciddi bir şekilde baskılayan ilaçlar konusunda iki kez düşünür ancak çok çaresiz, ekstrem durumlarda, o da belki, kullanıma izin verirdim. Verem ve Covid-19 dahil ciddi enfeksiyonların, her organda her an olduğu varsayılan kanser hücrelerinin anında giderilmesinde, bağışıklık sistemimin çok önemli olduğunu bilirdim. 

Kronik, tekrarlayabilen bir hastalık olan Sedef ve benzeri durumlarda hastaların kolayca kandırıldığına üzülürdüm. Şifalı otçular, konunun uzmanı olmayan ki maalesef bazısı Dermatolog olmayan tıp diplomalılar, eski reçeteleri kendi yaptığı ilaç gibi, hem de fahiş fiyata, satan ve hatta hastaları çekebilmek için dernekler kuran bazı eczacılar, sanal ortamda kendini Dermatolog gibi tanıtan dolandırıcılar, üfürükçü hocalar, nemlendiricileri ilaç diye satan kozmetikçiler, biyoenerjiciler, homeopatlar ve psikopatlardan uzak dururdum. 

Bir sedef hastası olsaydım bütün bunları bilir, hastalığıma saygı duyardım. Bir dizimde ya da iki dirseğimde birer küçük sedef lezyonunu dert edinmez, ilaç bile kullanmazdım. Bunu başıma gelen bir felaket gibi değil derimin bir özelliği gibi gördüğüm anda bazen spontane yani kendiliğinden bile lezyonların kaybolabileceğini, uzun yıllar, bazan yaşam boyu tekrarlamayabileceğini de aklımdan çıkarmazdım.