MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi, MEDICABIL Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi bünyesinde hizmet vermektedir. Hizmet yelpazemiz, modern genel ortopedi ve özel omurga cerrahisi alanlarının tamamını kapsamaktadır. BURSA Bölgesi'nde köklü bir geçmişe sahip bir omurga merkezi olarak, konservatif ve cerrahi omurga tedavilerinin tümünü sunmaktayız. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi’nde; konservatif tedavilerin (örneğin, multimodal ağrı tedavisi) yanı sıra, cerrahi müdahalelerde hem açık cerrahi hem de minimal invaziv yöntemler uygulanmaktadır. Ameliyathanelerimizde, son nesil 3D röntgen navigasyon sistemleri ve ameliyat mikroskobu bulunmaktadır. Ayrıca, ameliyat sırasında sinir fonksiyonlarını izlemek ve nörolojik hasar riskini en aza indirmek amacıyla intraoperatif nöro monitörizasyon gerçekleştirilmektedir. Merkezimizde, her yaş grubundan hastada görülen tüm ortopedik ve travmatolojik hastalıkların ve deformitelerin tanı ve tedavisi gerçekleştirilmektedir.
• Tüm omurgada dejeneratif hastalıklar / aşınmaya bağlı hastalıklar; disk dejenerasyonu
• Servikal, torakal ve lomber omurgada disk hernisi (fıtığı); servikal, torakal ve lomber omurgada spinal kanal darlığı (stenoz); spinal kladikasyo
• Omurga faset eklemi artrozu; spondilolistezis (omur kayması)
• Spondilolistesiz
• Her yaş grubunda ve çeşitli nedenlere (idiyopatik, nöromüsküler, konjenital, sendromik, dejeneratif) bağlı omurga deformiteleri/eğrilikleri (skolyoz, kifoz)
• Nöromüsküler deformiteler (örn. Duchenne kas distrofisi, infantil serebral palsi, spinal kas atrofisi, spina bifida vb. durumlarda)
• Scheuermann hastalığı; kama vertebra/hemivertebra; eklem kistleri
• Gövde duruş bozukluklar /postüral yetersizlikler
• Omurga tümörleri (metastazlar, primer omurga tümörleri); omurga iltihapları / enfeksiyonları (spondilodiskit, diskit, spondilit); omurganın romatizmal hastalıkları / Ankilozan Spondilit (Bechterew hastalığı)
• Omurga ve pelvis kırıkları; omurga instabilitesi
• Osteoporoz
• Kuyruk sokumu ağrısı (koksigodini)
• Sakroiliak eklem sendromu (SİE sendromu); sırt ağrısı (akut, kronik)
• Boyun-kol ağrısı / servikobrakiyalji; sırt-bacak ağrısı/lumboişiyalji; torakal bölge sırt ağrısı/dorsalji; Bertolotti sendromu
• Kronik ağrı hastalığı; fibromiyalji
• Sinir basısı sendromları/omurilik basısı sendromları; omurga, gövde veya pelvis ameliyatları sonrası gelişen komplikasyonlar
Skolyozda 40-50 derecelik bir eğrilik açısına ulaşıldığında, cerrahi tedavi seçeneği değerlendirilmelidir.
Tüm ameliyatları dorsal (sırttan yapılan bir kesi ile), ventral (göğüs kafesinden yapılan bir kesi ile) veya kombine yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Özel düzeltme teknikleri kullanılarak omurga düzleştirilir ve vida-çubuk sistemi ile stabilize edilmektedir. Ameliyat sırasında nöro monitörizasyon yöntemiyle sinir fonksiyonları sürekli olarak izlenmektedir. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi tüm üyeleri hastalarımızın ameliyat öncesi, sırası ve sonrasındaki süreçlerini yönetmektedir.
Üçüncü basamak yoğun bakım ünitemiz, ameliyat sonrası kapsamlı bir izlem süreci sağlar. Ağrı tedavisi, uyguladığımız tedavinin önemli bir unsurunu oluşturur. Ağrı kateterleri ve 24 saat hizmet veren ağrı yönetim ekibi sayesinde, ağrının en iyi şekilde kontrol altına alınmasını hedeflenmektir. Ameliyattan sonraki ilk günden itibaren, omurga hastalıkları konusunda özel eğitim almış fizyoterapistlerimiz eşliğinde hastalarımızı hareketlendirmeye (mobilizasyona) başlıyoruz.
Çocuklarda ve Ergenlerde Skolyoz Belirtileri Nelerdir?
Skolyoz çoğu vakada gövdede gözle görülür değişikliklerle kendini belli etmektedir, nadiren şikayetlere yol açmaktadır. Bazı çocuklar ve ergenler sırt ağrısı yaşayabilir veya omuzlarında gerginlikten şikayet edebilir; ancak bu şikayetlerin skolyozdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı her zaman net değildir. İşte skolyozda en sık görülen belirtiler:
• Omuz Asimetrisi: Göğüs bölgesindeki skolyozun özellikle dikkat çekici bir belirtisi, omuzların aynı hizada olmamasıdır.
• Leğen Kemiği Eğriliği: Omuzlarda olduğu gibi, bazen leğen kemiğinde de bir eğrilik veya dengesizlik gözlemlenebilir.
• Gözle Görülür Omurga Eğriliği: Sırt arkadan incelendiğinde, bazen omurgada yana doğru bir eğrilik fark edilebilir. Bu eğrilik C veya S şeklinde olabilir.
• Kaburga Kamburluğu: Etkilenen birçok kişide, öne doğru eğildiklerinde eğriliğin olduğu tarafta bir kaburga kamburluğu oluşur. Bu kamburluk, omur gövdelerinin dönmesi sonucu meydana gelir.
• Eşit Olmayan Bel Üçgenleri: Bel omurgası bölgesindeki skolyozda, yanlara doğru sarkan kollar ile gövde arasında oluşan bel üçgenleri birbirinden farklı şekillenir.
• Duruş Değişiklikleri: Skolyozu olan çocuklar ve ergenler genellikle dik duramazlar ve öne doğru eğik bir duruş sergilerler.
• Ağrı: Skolyoz genellikle ağrısız seyreder. Ancak özellikle ilerlemiş vakalarda sırt ağrısı da görülebilir.
Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterir ve büyük ölçüde skolyozun derecesine bağlıdır. Ebeveynler çocuklarının fiziksel gelişimini yakından takip etmelidir. Çocuklarda eğri bir duruş fark edildiğinde, bir ortopediste danışılması önemlidir. Skolyoz ne kadar erken teşhis ve tedavi edilirse, ciddi bir omurga eğriliğinin önlenmesi o kadar mümkün olur.
Omurga eğriliğini tespit etmek ve değerlendirmek amacıyla fiziksel muayene, görüntüleme yöntemleriyle birleştirmektedir. Teşhis süreci genellikle bir doktorun omurgayı görsel olarak değerlendirmesiyle başlamaktadır. Doktor bu aşamada özellikle asimetrik duruş belirtilerini incelemektedir. Omuz seviyelerindeki farklılık, leğen kemiği eğriliği ve bel bölgesindeki boşlukların (bel üçgenlerinin) simetrik olmaması gibi durumlar tipik belirtiler arasındadır.
Fiziksel muayene sırasında, "Adams Öne Eğilme Testi" uygulanır. Bu testte, genç hasta öne doğru eğilirken omurga arkadan gözlemlenir. Eğer kaburga kamburluğu veya bel bölgesinde bir çıkıntı fark edilirse, bu durum skolyoz belirtisi olabilmektedir.
Görüntüleme yöntemleri kullanılarak teşhis doğrulanmaktadır ve eğriliğin derecesi belirlenebilmektedir. Genellikle bu amaçla omurganın iki düzlemde (önden ve yandan) röntgeni çekilir. Doktor, röntgen görüntüleri üzerinden "Cobb Açısı"nı ölçer. Bunun için eğriliğin üst ve alt uçlarında en fazla eğime sahip olan iki omur gövdesi işaretlenir. Bu omur gövdelerinin üst ve alt kısımlarından, birbirlerini kesene kadar iki çizgi çizilir. Bu iki çizgi arasında oluşan açı 10 derece veya üzerindeyse ve aynı zamanda omurgada bir dönme (rotasyon) mevcutsa, tıp uzmanları durumu skolyoz olarak tanımlamaktadır.
Skolyoz vakalarının çoğu idiyopatiktir; yani bilinen bir nedeni yoktur. Ancak bazı durumlarda eğriliğe yol açan bir etken olduğundan şüphelenilirse, omurga uzmanlarımız Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alan kullanılarak yapılan bir görüntüleme yöntemi) tetkiki isterler. Görüntüler, omurga ve çevresindeki dokular hakkında ilave bilgiler sağlar.
Teşhis konulduğunda, uygun bir tedavi süreci başlatabilir. Tedaviye erken başlanması, uzun vadeli komplikasyon riskini en aza indirmede belirleyici bir rol oynar.
Etkilenen çocukların ve gençlerin yaklaşık yüzde 75'inde, mutlaka tedavi gerektirmeyen hafif bir eğrilik söz konusudur. Ancak büyüme süreci tamamlanana kadar omurganın düzenli olarak muayene ettirilmesi önemlidir. Omurgadaki eğriliğin ilerleyip ilerlemeyeceğini kesin olarak öngörmek mümkün değildir.
Genel kural olarak; eğrilik açısı ne kadar büyükse ve kemikler ne kadar az olgunlaşmışsa, skolyozun ilerleme ihtimali de o kadar yüksektir. Korse kullanımı veya ameliyat gerektiren ciddi bir eğrilik riski, kız çocuklarında erkek çocuklarına kıyasla yaklaşık yedi kat daha fazladır. Ayrıca kız çocuklarında skolyoz, ilk adet kanamasından önceki hızlı büyüme dönemiyle de ilişkili olabilir.
Orta dereceli ve ilerleyen skolyoz vakaları genellikle ortopedik bir korse ile tedavi edilir. Ciddi eğrilik durumlarında ameliyat gerekebilir. Tedavi temel olarak, omurgadaki eğriliğin daha da ilerlemesini yavaşlatmayı ve vücut duruşunu iyileştirmeyi amaçlar. En yaygın skolyoz tedavi yöntemleri;
Fizyoterapi: Fizyoterapi, skolyoz tedavisinin temel taşlarından biridir. Özel egzersizler gövde kaslarını güçlendirir, duruşu iyileştirir ve omurganın esnekliğini artırır. Hedefe yönelik hareket dizileri, omurganın düzeltilmesine yardımcı olmayı amaçlar. MEDICABIL Sağlık Grubu Fizyoterapistleri, her hastanın kendine özgü ihtiyaçlarını karşılamak üzere kişiye özel bir egzersiz programı hazırlar.
Korse Tedavisi: Kişiye özel olarak hazırlanan bir korse, omurgayı destekler ve belirli noktalara baskı uygular. Bu sayede eğriliğin artması önlenir. Korse, omurga gelişimi tamamlanana kadar her gün belirli bir süre boyunca takılmalıdır. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi hekimleri korseyi kişiye özel olarak ayarlayarak, en uygun uyumu ve tedavi etkinliğini sağlarlar.
Diğer Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemleri: Fizyoterapi ve korse tedavisinin yanı sıra, MEDICABIL Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde elektrostimülasyon veya manuel terapi gibi tamamlayıcı tedaviler de sunulmaktadır. Bu yöntemler ağrının hafifletilmesine yardımcı olur ve vücut farkındalığını artırır. Söz konusu yöntemler, ihtiyaca göre uzman hekim tarafından bütüncül tedavi yaklaşımına dahil edilir.
Stabilize Edici ve Sabitleyici Ameliyatlar: Şiddetli skolyoz vakalarında, konservatif yöntemler her zaman yeterli olmayabilir. Bu durumlarda omurga uzmanlarımız cerrahi müdahale önermektedir. Uzmanlar; metal çubuklar, vidalar ve/veya kemik greftleri kullanarak omurgayı düzeltir ve stabilize ederler. Ameliyatlar, skolyoz tedavisi konusunda yüksek uzmanlığa sahip deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilir.
Büyümeyi Yönlendiren Ameliyatlar: Genç hastalarda iskelet gelişimi henüz tamamlanmamışsa, büyümeyi yönlendiren ameliyatlar bir seçenek olabilir. Bu yöntemler arasında, örneğin düzenli aralıklarla uzatılabilen ve hastayla birlikte büyüyen rodlar yer alır. Bu işlem için yeniden ameliyat yapılmasına gerek yoktur. Çubukların hastayla birlikte büyümesi, ileride yeterli düzeyde bir akciğer fonksiyonu sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Tedaviye başlamadan önce, tedavinin aşamaları, avantajları ve dezavantajları ilgili uzman hekim tarafından hasta ve hasta yakınlarına ayrıntılı bir şekilde aktarılır. Tedavi süreciyle ilgili tüm konularda yeterince bilgilendirilmiş ve doğru yönlendirilmiş hissetmenize büyük önem veriyoruz. Uygun tedavi yönteminin seçimi, her zaman sizinle yakın bir istişare içinde gerçekleştirilir.
Çocuklarda ve ergenlerde skolyozla birlikte görülen başka hastalıklar var mıdır?
Skolyozlu genç hastalar bazen başka hastalıklardan da muzdarip olabilirler. Bu çeşitli rahatsızlıklar birbirini etkileyebilir.
Omurga eğriliğiyle bağlantılı olarak özellikle şu hastalıklar sıkça görülmektedir:
Osteopeni ve Osteoporoz: Skolyozlu bazı çocuk ve ergenlerde, osteoporoza (kemik erimesi) dönüşebilen hafif düzeyde azalmış kemik yoğunluğu (osteopeni) görülebilir. Bu durumda kırık riski artar. Kemik yoğunluğundaki azalmayı önlemek için çocuğunuzun yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini aldığından emin olun. Fiziksel aktivite de önemlidir.
Sırt Ağrısı: Özellikle şiddetli veya hızla ilerleyen eğriliklerde, çocuklar ve ergenler sırt ağrısı yaşayabilirler. Kişiye özel bir fizyoterapi programı ile bu şikayetler hafifletilebilir.
Kardiyopulmoner Kısıtlamalar: Şiddetli skolyoz vakaları, akciğer ve kalp fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Nefes alma güçlüğü ve dayanıklılığın azalması olası sonuçlar arasındadır. Bu durumlarda terapistlerimiz özel solunum ve dayanıklılık egzersizleri sunmaktadır.
Psikososyal Sorunlar: Skolyoz, psikososyal sağlığı da olumsuz etkileyebilir. Bazı çocuklar ve ergenler, vücutlarının üst kısmındaki gözle görülür değişiklikler nedeniyle özgüven eksikliği yaşayabilir ve sosyal etkileşimlerden kaçınabilirler. Psikolojik destek ve destek grupları bu konuda yardımcı olabilir.
Nörolojik Komplikasyonlar: Nadir durumlarda skolyoz, sinir fonksiyonlarının bozulması gibi nörolojik komplikasyonlara yol açabilir. Gerekirse, bu sorunları tespit ve tedavi etmek amacıyla nörolojik muayeneler gerçekleştirilir.
Skolyozlu her çocuk veya ergende ek hastalıklar gelişmez. Yine de genç hastaların düzenli olarak muayene edilmeleri önemlidir. MEDICABIL Sağlık Grubu uzman hekimleri, bütüncül bir tedavi yaklaşımı benimsemekte ve gerektiğinde eşlik eden hastalıkları da doğal olarak tedavi sürecine dahil etmektedir.
Belde ve bacaklarda batma veya yanma hissi, karıncalanma, uyuşma ile karaterize, bel omurgasındaki bir disk hernisi (bel fıtığı) sadece rahatsızlık verici değil, aynı zamanda son derece ağrılı da olabilir. Türkiye'de her yıl yaklaşık 180.000 kişiye bel fıtığı teşhisi konulmaktadır; bu da söz konusu rahatsızlığı en sık görülen sırt sorunlarından biri haline getirmektedir.
Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
Omurlar arası diskler, sert bir lif halkasıyla çevrili yumuşak ve jelimsi bir çekirdekten oluşur. Bu esnek yastıkçıklar olmasaydı, sırttaki omurlar birbirine doğrudan sürtünürdü. Bel fıtığı durumunda, bu jelimsi çekirdek lif halkasını delip dışarı doğru taşar. Bunun tıbbi terim karşılığı "disk prolapsı"dır.
Bel fıtıklarının yaklaşık yüzde 90'ı bel omurgasını, yani sırtın alt kısmını etkiler. Tıbbi literatürde bunlara "lomber disk hernisi" (bel bölgesi disk fıtığı) de denir. Bel omurgası, dik duruş ve vücut dengesi açısından önemli bir rol oynadığı gibi, öne eğilmemizi ve geriye yaslanmamızı da sağlar. Bu süreçte omurganın tüm ağırlığı en çok en alttaki iki omura biner; dolayısıyla bu omurlar özel bir yüke maruz kalır.
Bel Fıtığı Nedenleri
Bel fıtıklarının çoğu, yıpranma ve aşınma belirtilerinin bir sonucudur. Ancak bu durum sadece yaşlıları etkilemez. Diskler, yirmi yaşından itibaren kademeli olarak esnekliklerini kaybetmeye başlar. Halk arasında buna "kuruma" da denebilir. Lif halkası gevrek bir yapı kazandığında, yüklere karşı daha çabuk direnç kaybeder.
Bazı faktörler doğal yaşlanma sürecini hızlandırabilir. Bunlardan biri genetik yatkınlıktır. Ayrıca aşırı kilo, hareketsizlik, yanlış beslenme, uzun süre oturma ve sık sık ağır nesneler kaldırma ya da taşıma gibi durumlar, disklere aşırı yük binmesine ve dolayısıyla hasar görmelerine yol açabilir. Kaza veya ciddi yaralanmalar, bel fıtığının nedeni olarak nadiren görülür.
Bel Bölgesindeki Bir Disk Fıtığının (Lomber Disk Hernisi) En Yaygın Belirtileri Nelerdir?
Bel fıtığına bağlı şikayetler kişiden kişiye değişebilir; burada belirleyici olan unsur, omuriliğin ne ölçüde etkilendiğidir. Omurilik sinirleri, omurganın içindeki boşluktan geçer ve omurlar ile diskler tarafından korunur. Ancak fıtıklaşma durumunda, yerinden kayan disk bu sinirlere baskı yapar. Disk fıtıkları bazı durumlarda hiçbir belirti vermeyebilir; ancak ağır vakalarda ağrının yanı sıra, omurilik sinirlerinin hasar görmesi nedeniyle duyu bozuklukları ve hatta felç belirtileri de ortaya çıkabilir.
Aşağıdaki Şikayetler Bel Fıtığına İşaret Ediyor Olabilir:
• Sırt ve Bel Ağrısı: Ani başlayan veya şiddetli ağrılar tipiktir. Ağrı künt, batıcı veya yanma hissi şeklinde olabilir; hareket etme, öksürme veya hapşırma ile şiddetlenebilir.
• İşiyalji (Siyatik ağrısı): Ağrı genellikle bel bölgesinden kalçaya, oradan da bacaklara ve ayaklara doğru yayılır.
• Uyuşma Hissi: Bazı hastalar bacaklarında karıncalanma (karınca yürümesi gibi) hissederken, bazıları ayak parmaklarında karıncalanma tarif eder.
• Güç Kaybı: Bacaklarda ve ayaklarda kas zayıflığı ve felç, ağır bir bel fıtığının belirtisi olabilir.
Söz konusu belirtiler, omuriliğin en alt bölümlerindeki sinir köklerinin sıkıştığı "kauda equina sendromu"na işaret ediyor olabilir. Bu şüphenin doğrulanması halinde, kalıcı hasarları önlemek amacıyla derhal cerrahi müdahale yapılması gerekir.
Bel ağrınız şiddetliyse, üç günden uzun sürüyorsa veya bel ağrısına ateş de eşlik ediyorsa lütfen aile hekiminize ya da bir ortopedi uzmanına başvurun. Ani felç belirtileri, genital bölgede duyu bozuklukları veya mesane ve bağırsak fonksiyonlarında bozulmanın eşlik ettiği çok şiddetli ağrılar durumunda, derhal muayene olmanız önemlidir.
Bel Omurgasında Disk Hernisi (Bel Fıtığı) Teşhisi Nasıl Konur?
Disk hernisinin belirtileri genellikle spesifik olmadığından —yani başka hastalıklara da işaret edebileceğinden— hastalar, uzman hekim tarafından son derece titiz bir şekilde ve en modern teşhis yöntemleri kullanılarak muayene olurlar. Süreç, hekimin hastanın şikayetleri hakkında ayrıntılı bilgi almasıyla (anamnez) başlar. Bunu fiziksel muayene takip eder. Görüntüleme yöntemleri sayesinde gerçek bir disk hernisi mi yoksa bunun bir ön aşaması olan disk protrüzyonu (disk kabarması) mı söz konusu olduğu tespit edilebilir.
Teşhis sürecinin önemli bir amacı, bel ağrısının diğer olası nedenlerini ekarte etmektir. Benzer şikayetlere yol açabilen hastalıklar arasında şunlar yer alır:
• Spinal kanal stenozu (omurilik kanalı daralması): Bu hastalıkta, sinirlerin (omuriliğin) içinden geçtiği omurga kanalı yıllar içinde giderek daralır. Bu durum sinirler üzerinde baskı oluşturduğunda, disk hernisindekine benzer ağrılar ortaya çıkar.
• Faset Sendromu: Faset sendromunda, yaşa bağlı değişiklikler nedeniyle omurga eklemindeki sinirler tahriş olur. Bu durum ağrıya ve hareket kısıtlılığına yol açabilir.
• Spondilolistezis: Bu hastalık "omurga kayması" olarak da adlandırılır. Omurların birbirine göre yer değiştirmesi durumunda ortaya çıkan şikayetler, disk hernisi şikayetleriyle benzerlik gösterir.
• Anamnez (Tıbbi Öykü): Kişinin kendi şikayetlerini tarif etmesi her zaman kolay olmayabilir. Yine de bunları mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışın. Sizi muayene eden sağlık personeli, yönelteceği özel sorularla size bu konuda yardımcı olacaktır. Vereceğiniz yanıtlar; bir bel fıtığı olup olmadığına ve eğer varsa, bunun nerede ve ne şiddette olduğuna dair önemli ipuçları sağlayacaktır. En önemli sorular şunlardır:
Ağrıyı tam olarak nerede hissediyorsunuz? Ağrıyı nasıl tarif edersiniz?
Ağrı vücudun başka bölgelerine yayılıyor mu?
Şikayetleriniz ne zamandır devam ediyor? Herhangi bir tetikleyici olay oldu mu?
Belirli hareketler ağrıyı şiddetlendiriyor mu?
Ağrıyı hafifletmek için şimdiye kadar neler yaptınız?
Omurganızla ilgili bilinen daha önceki rahatsızlıklarınız var mı?
Muayene: Görüşmenin ardından kapsamlı bir klinik ve nörolojik muayeneden geçirilirsiniz. Sırt ve bel sağlığı uzmanlarımız reflekslerinizi, belirli cilt bölgelerindeki duyu hassasiyetini ve bel omurganızın hareket kabiliyetini kontrol eder. Bu süreçte örneğin Lasègue testi uygulanır: Siz sırt üstü düz bir şekilde yatarken, doktorunuz düz tuttuğunuz bacağınızı yukarı kaldırır. Bel fıtığı durumunda bu hareket ağrıya neden olur.
Görüntüleme Yöntemleri: İleri tetkik gerektiğinde, çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG: manyetik alan kullanılan bir görüntüleme yöntemi), "altın standart" olarak kabul edilir. Bu yöntem, sağlık ekibine omurga kemikleri ve disklerin net bir görüntüsünü sunar. Böylece hekimler, bir disk fıtığını diğer rahatsızlıklardan ayırt edebilir ve fıtığın tam yerini tespit edebilirler. Alternatif olarak Bilgisayarlı Tomografi (BT: bilgisayar destekli röntgen incelemesi) de uygulanabilir.
Sinir hasarı şüphesi durumunda uzmanlarımız Elektromiyografi (EMG) işlemi gerçekleştirir. Bu yöntem, özel bir iğne yardımıyla kas liflerinin elektriksel aktivitesini ölçer. Böylece uzman hekimlerimiz, rahatsızlığın nerede başladığını ve ne derece şiddetli olduğunu belirleyebilirler. İnceleme sadece birkaç dakika sürer. İğne hareketleri bir miktar rahatsızlık hissi yaratabilse de, kalıcı bir ağrıya neden olmaz.
Bel Omurgasındaki (Lomber) Disk Hernisi Nasıl Tedavi Edilir?
Disk hernisi (bel fıtığı) şikayetiniz varsa, Medikabil bünyesinde cerrahi, ortopedi, nöroloji ve Fizik Tedavi alanlarında uzman hekimlerin yanı sıra uzman hemşireler ve fizyoterapistlerimiz tarafından tedavi ve bakımınız sağlanır. Sizin için en uygun tedavi yöntemine karar verilirken uzmanlarımız; kişisel şikayetlerinizin yanı sıra genel sağlık durumunuzu ve daha önceki tedavilerin sonuçlarını da dikkate alır. İzlenecek yol haritası sizinle ayrıntılı bir şekilde görüşülür. Bu süreçte aklınıza takılan tüm soruları sormaktan lütfen çekinmeyin.
Konservatif Tedavi: Genel olarak, bel bölgesindeki disk hernileri nadiren ameliyat gerektirir. Uzmanlarımız, hastaların büyük çoğunluğunu konservatif yöntemlerle başarıyla tedavi edebilmektedir. Bu yöntemler, disk hernisinin doğal iyileşme ve gerileme süreçlerini desteklemeyi ve ağrıyı mümkün olan en iyi şekilde hafifletmeyi amaçlar. Bu süreçte bağışıklık sistemi şu mekanizmaları devreye sokabilir: Vücut, dışarı taşan disk materyalini parçalayan özel bağışıklık hücreleri üreterek fıtıklaşmış disk kısmının küçülmesini sağlayabilir. Ayrıca disk dokusu zamanla nem kaybederek büzülebilir; bunun yanı sıra vücut, disk dokusunun yerini skar dokusu (yara dokusu) ile değiştirebilir.
MEDICABIL Sağlık Grubu Omurga Sağlığı Merkezi Uzmanları, tedavi planınızı aşağıdaki yöntemleri bir araya getirerek oluşturur:
İlaç Tedavisi: Uzmanlarımız ağrı kesicilerin yanı sıra spazm giderici ve iltihap önleyici etken maddeler de kullanmaktadır.
Enjeksiyon Tedavisi: Çok şiddetli ağrılarda hekimlerimiz, örneğin kortizon içeren iltihap önleyici ilaçları ve/veya anestezik maddeleri doğrudan tahriş olmuş sinir kökünün yakınına enjekte edebilirler.
Hareket Egzersizleri: Akut şikayetler sırasında kısa süreli bir dinlenme dönemi yararlı olabilir. Ancak sonrasında mümkün olan en kısa sürede yeniden hareket etmeye başlamalısınız. Fizyoterapistlerimiz, karın ve sırt kaslarınızı güçlendirmenizi sağlayacak egzersizlerden oluşan bir program hazırlayacaktır.
Manuel Terapi ve Fizik Tedavi: Isı uygulamaları, masajlar ve ultrason dalgaları kasların gevşetilmesini sağlar.
Cerrahi Müdahale: Bazı durumlarda, bel bölgesindeki bir disk hernisi (bel fıtığı), konservatif yöntemlerin yetersiz kalacağı kadar şiddetli ağrılara veya işlev kayıplarına yol açabilir. Bu durumda omurga cerrahlarımız, sinirlere baskı yapan dışarı taşmış disk materyalini cerrahi yolla çıkarırlar. Bu işlem için minimal invaziv yöntemler kullanılır. Büyük cerrahi müdahalelerin aksine bu yöntemler vücuda çok daha az zarar verir; hastalarımız genellikle daha hızlı iyileşir ve daha az ağrı hissederler.
Mikrocerrahi Diskektomi: Bel fıtığı tedavisinde en sık uygulanan yöntem mikrocerrahi diskektomidir. Bu işlemde cerrah, etkilenen diskin yakınında küçük bir cilt kesisi yapar ve bir ameliyat mikroskobu ile diğer özel aletler yardımıyla disk dokusunu çıkarır. Müdahale genel anestezi altında gerçekleştirilir. Bu hassas teknik sayesinde riskler düşüktür ve hastalar ameliyat sonrasında genellikle hızla iyileşirler.
Endoskopik Diskektomi: Endoskopik diskektomide çok daha küçük cilt kesileriyle işlem yapmak mümkündür. Bu yöntemde disk materyali, ince aletler ve mini kameraya sahip bir endoskop yardımıyla çıkarılır. İşlem sırasında genellikle lokal anestezi yeterli olur. Yöntem, ağrının hızla hafiflemesini sağlar ve hastaların günlük yaşamlarına süratle dönmelerine olanak tanır.
Hastalar için en uygun tedavi yöntemine karar verilirken, durum kişiye özel olarak değerlendirilir ve hasta işbirliği ile karar alınır. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi'nde öncelikle konservatif tedavi yöntemleriyle hastaların ağrılarını kontrol altına almaya çalışılır. Vakaların büyük çoğunluğunda bu yöntemle başarılı sonuçlar elde edilir.
Bu durum (lomber spinal kanal stenozu), bel bölgesindeki (lomber) spinal kanalın daralmasıdır. Spinal kanal, omuriliğin içinden geçtiği omurga bölümüdür. Söz konusu daralma sinir kökleri üzerinde baskıya yol açarak, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilecek bir dizi belirtiye neden olabilir.
Lomber Spinal Kanal Darlığında Sık Görülen Belirtiler Nelerdir?
Lomber spinal kanal darlığında ortaya çıkabilen en yaygın belirtiler şunlardır:
Spinal Kladikasyo: Bu terim, hastaların ağrıyı hafifletmek amacıyla belirli bir mesafe yürüdükten sonra durmak zorunda kaldıkları özel bir yürüme bozukluğunu tanımlar. Kişiler öne doğru eğildiklerinde veya oturduklarında genellikle rahatlama hissederler. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte yürünebilen mesafe giderek kısalır.
Kronik Ağrı: Hastalar sıklıkla bel bölgesinde, kalçaya veya bacaklara yayılabilen sürekli bir ağrı hissederler. Bu ağrı tipik olarak yürüme veya ayakta durma gibi fiziksel yüklenme durumlarında ortaya çıkar.
Duyu Bozuklukları: Bacaklarda karıncalanma, uyuşma hissi veya duyu azalması, spinal kanal darlığına işaret edebilir.
Bacaklarda Güçsüzlük Hissi: Bacak kaslarındaki zayıflama, yürüme yeteneğini kısıtlayabilen ve dengesiz bir yürüyüşe yol açabilen bir diğer yaygın belirtidir.
Mesane ve Rektum Bozuklukları: Çok nadir durumlarda, sinirler üzerinde daha ciddi bir baskıya işaret eden mesane veya rektum işlev bozuklukları da görülebilir.
Bel ağrısı, uyuşma hissi, bacaklarda güçsüzlük veya ağrı nedeniyle duraksama (spinal kladikasyo) şikayetleriyle başvuran hastalar MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi’nin uzman hekimleri tarafından ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeden geçirirler. Spinal kanal stenozu teşhisi; hastanın tıbbi geçmişi (anamnez), klinik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin bir kombinasyonuna dayanır.
Tıbbi Geçmiş (Anamnez) ve Fiziksel Muayene: İlk aşamada muayene eden hekim; hastanın belirtilerini, belirtilerin başlangıcı ve seyri ile varsa mevcut hastalıkları ve yaşam tarzı hakkında sorular soracaktır. Bu görüşme (anamnez), spinal kanal stenozu olasılığına dair ilk ipuçlarını sağlar.
Fiziksel muayene sırasında hekim tarafından duruşa, omurganın hareketliliğine ve refleks zayıflaması ya da duyu bozuklukları gibi nörolojik bulgulara dikkat edilir.
Görüntüleme Yöntemleri: Görüntüleme yoluyla yapılan teşhis, şüphelenilen tanının doğrulanmasında kritik bir rol oynamaktadır. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi Hekimleri, omurganın ayrıntılı görüntülerini sağladığı için öncelikle Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alanlar kullanılarak yapılan bir görüntüleme yöntemi) yöntemini tercih ederler. Bu yöntem; kemik yapıların yanı sıra omurilik ve sinir kökleri dahil olmak üzere yumuşak dokuları da görüntüler. MRG, özellikle daralmanın (stenoz) derecesini ve etkilenen omurga bölümlerini (segmentleri) belirlemede son derece yararlıdır.
Özellikle MRG'nin mümkün olmadığı veya bir kontrendikasyonun (örneğin kalp pili kullanımı gibi) bulunduğu durumlarda, alternatif veya tamamlayıcı bir yöntem olarak Bilgisayarlı Tomografi (BT; özel bir 3D röntgen incelemesi) uygulanabilir. BT de omurganın yüksek çözünürlüklü görüntülerini sunar ve özellikle kemiksel değişiklikleri net bir şekilde gösterebilir.
Bazı durumlarda, omurların birbirine göre konumunu ve örneğin omurlar arası eklemlerdeki olası dejeneratif değişiklikleri (spondilartroz) değerlendirmek amacıyla klasik röntgen çekimi de yararlı olabilir. Ayrıca, farklı pozisyonlarda alınan fonksiyonel röntgen görüntüleri, daralmanın (stenoz) dinamik bir bileşeni olduğuna dair ipuçları verebilir. Çok nadir durumlarda —örneğin hastaların ilgili bölgeden daha önce ameliyat geçirmiş olması halinde— uzmanlarımız ek olarak miyelografi işlemi de uygularlar. Bu işlemde, omurilik ve sinir köklerinin röntgen görüntüsünde görünür hale gelmesini sağlayan bir kontrast madde omurilik kanalına enjekte edilir.
İnceleme sonuçları hastaya/hasta yakınlarına ayrıntılı bir şekilde aktarılacaktır. Kesin teşhisin ardından MEDICABIL Sağlık Grubu Omurga Sağlığı Merkezi Uzman Hekimleri, hastanın yaşam kalitesini yeniden yükseltmek amacıyla en uygun tedavi sürecini başlatacaktır.
Spinal Kanal Stenozunda Sık Kullanılan Tedavi Yöntemleri
Omurilik kanalı daralmasının (spinal kanal stenozu) tedavisinde amaç, ağrıyı hafifletmek ve omurganın işlevselliğini artırmaktır. Hastalığın ciddiyetine ve hastaların bireysel ihtiyaçlarına göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
Enjeksiyonlar: Cerrahi olmayan bir tedavi yöntemi olan enjeksiyon tedavisinde, iltihap giderici ve ağrı kesici ilaçlar doğrudan etkilenen sinir köklerinin çevresindeki bölgeye enjekte edilir. Bu yöntem, orta derecede daralma (stenoz) ve kontrol edilebilir ağrı şikayeti olan hastalarda etkili bir rahatlama sağlayabilir. Enjeksiyonlar steroidler veya lokal anestezikler (bölgesel uyuşturucu maddeler) içerebilir. Görüntüleme yöntemlerinin sağladığı kontrol sayesinde enjeksiyon büyük bir hassasiyetle uygulanır.
Cerrahi: En sık uygulanan yöntem, spinal kanalın mikrocerrahi dekompresyonudur. Bu işlemde fazla doku alınarak daralmış olan spinal kanal genişletilir; omurga kemiklerinin, kalınlaşmış bağların veya dışarı doğru taşmış (fıtıklaşmış) disklerin bir kısmı çıkarılır. Bazı durumlarda, omurganın stabilitesini sağlamak amacıyla etkilenen omurga segmentlerine ek olarak sabitleme (füzyon) işlemi yapılması gerekebilir. Sabitleme kararı; instabilite (dengesizlik) veya dejeneratif değişiklikler gibi hastanın bireysel durumuna bağlı olarak verilir.
Disk hernisi (fıtık) denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak bel ağrısı gelir. Ancak bu rahatsızlık, omurganın her bölgesinde ortaya çıkabilir. Boyun bölgesindeki disk hernileri, bel bölgesindekilere kıyasla daha nadir görülse de, çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Genellikle kürek kemiklerine ve kollara yayılabilen şiddetli boyun ağrılarına yol açarlar.
Boyun Fıtığı Nasıl Oluşur?
Boyun omurgası (servikal omurga), omurganın en üst (servikal) kısmını oluşturur. Yedi omur, beş disk, kaslar ve bağlardan oluşan bu karmaşık yapı, başı taşır ve hareket ettirmenizi sağlar. Aynı zamanda boyun omurgası, yukarı doğru uzanan kan damarlarını ve omurilik sinirlerini korur. Disklerin görevi, darbeleri emmek ve basıncı tüm omurgaya eşit şekilde dağıtmaktır. Bu diskler, yumuşak ve jel kıvamındaki bir çekirdeği çevreleyen, bağ dokusundan yapılmış sağlam ve lifli bir halkadan oluşur. Boyun fıtığında, bu jel kıvamındaki çekirdek lifli halkayı delip dışarı doğru taşar. Tıpta bu durum "disk prolapsı" olarak adlandırılır.
Boyun bölgesindeki fıtıklar "servikal disk hernisi" (boyun fıtığı) olarak adlandırılır ve tüm fıtık vakalarının yalnızca yaklaşık yüzde sekiz ila onunu oluşturur. En sık C5-C6 ve C6-C7 boyun omurları arasında görülürler. Boyun omurgasının en hareketli olduğu ve dolayısıyla yoğun bir yüke maruz kaldığı bölgeler buralardır.
Boyun Fıtığı Oluşması Nedenleri Nelerdir?
Boyun fıtıkları genellikle omurgada oldukça erken başlayan yaşlanma ve yıpranma süreçlerinin bir sonucudur. Diskler, daha 20'li yaşlardan itibaren kademeli olarak esnekliklerini kaybetmeye başlar. Ağır fiziksel işler ve başın öne eğik olduğu sürekli oturma pozisyonu gibi yanlış yüklenmeler, disklerdeki yıpranma belirtilerini hızlandırabilir. Genetik faktörler de rol oynar. Aşırı kilo, sigara kullanımı ve hareketsizlik diğer risk faktörleridir.
Lifli halka gevreyip kırılgan hale geldiğinde, yüksek basınç altında jel kıvamındaki çekirdeği artık içeride tutamaz hale gelir. Bu durumda, ağır bir şey kaldırmak veya ani bir hareket, boyun omurgasında bir disk fıtığını tetikleyebilir. Kazalar, disk fıtığına yalnızca nadir durumlarda neden olur.
Boyun omurgasındaki bir disk fıtığının en yaygın belirtileri nelerdir?
Boyun fıtığına bağlı şikayetler büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Bu durum, fıtığın omurganın hangi seviyesinde meydana geldiğine bağlıdır. Ayrıca, dışarı taşan disk materyalinin omuriliğe merkezden mi yoksa spinal sinirlere yan taraftan mı baskı yaptığı da belirleyici bir faktördür. Omurilikten ayrılan her bir spinal sinir, omuzların, kolların ve parmakların belirli bölgelerine sinyaller iletir. Eğer disk fıtığı doğrudan omuriliğe baskı yaparsa, yürüme bozuklukları ve hatta bacaklarda felç görülebilir.
Aşağıdaki şikayetler bir boyun fıtığına işaret edebilir:
Boyun Ağrısı: Boyun bölgesinde aniden ortaya çıkan çekme veya baskı hissi veren ağrılar, genellikle boyun fıtığının ilk belirtisidir.
Yayılan Ağrılar: Ağrılar sıklıkla başa, omuzlara, kollara ve ellere yayılır.
Hareket Kısıtlılığı: Bazı hastalar boyun tutulmasından şikayet eder; başlarını çevirirken veya eğerken ağrı hissederler.
Parestezi (duyu bozukluğu): Kollarda ve/veya ellerde uyuşma veya karıncalanma hissi oluşabilir.
Nörolojik Kayıp Belirtileri: Kollarda ve ellerde kas güçsüzlüğü veya felç, ciddi bir boyun fıtığına işaret eder.
Yürüme Dengesizliği: En kötü durumda bacaklarda felç gelişebilir.
Boyun fıtığı sadece rahatsızlık verici değil, aynı zamanda son derece ağrılı da olabilir. Yukarıda açıklanan şikayetler söz konusu olduğunda, vakit kaybetmeden bir doktora muayene olmalısınız. Ellerde veya ayak tabanlarında duyu bozuklukları, yürümede dengesizlik, okunaksız el yazısı veya felç belirtileri gibi uyarıcı işaretler, miyelopatiye (omurilik hasarı) işaret eder. Bu durumun tedavisine özellikle hızla başlanması gerekir. Aksi takdirde, çok nadir durumlarda omurilik felci (transvers miyelopati) gelişebilir. Şiddetli şikayetleriniz olması durumunda en yakın acil servise başvurun.
Boyun Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?
Yukarıda belirtilen şikayetlerle MEDICABIL Sağlık Grubu Omurga Sağlığı Merkezi’ne başvurulduğunda, kesin bir teşhis konulabilmesi amacıyla uzman hekimler tarafından kapsamlı bir muayeneden geçrçekleştirilir. Bu süreçte en modern teşhis yöntemleri kullanılır.
Anamnez (Tıbbi Öykü): Teşhis sürecinin başlangıcında, hastadan şikayetlerini ayrıntılı bir şekilde anlatması istenir. Bu görüşme "anamnez" olarak adlandırılır. Anamnem alınırken hastaya aşağıdaki sorular sorulur:
1'den 10'a kadar olan bir ölçekte ağrınızın şiddeti ne düzeyde?
Ağrıyı nerede hissediyorsunuz?
• Herhangi bir bölgede karıncalanma hissediyor veya vücudunuzun belirli bölgelerinde uyuşukluk yaşıyor musunuz?
• Yürüme veya denge ile ilgili sorunlarınız var mı?
• Ağrı vücudun diğer bölgelerine yayılıyor mu?
Vücudun farklı bölgeleri, değişik spinal sinirler aracılığıyla duyusal ve motor sinyaller alır. Ağrıyı veya anormal hisleri tam olarak nerede algıladığı tarif edilmelidir. Bu sayede, omurga sağlığı uzmanları hangi sinirin etkilendiği ve buna bağlı olarak hangi omurlar arası diskin sorunlu olabileceği hakkında fikir sahibi olacaktır.
Muayene: Görüşmenin ardından bir doktor, boyun omurgasının hareket kabiliyetinde bir kısıtlılık olup olmadığı kontrol edilir. Nörolojik muayene kapsamında, tedaviyi yürüten omurga sağlığı uzmanı hastanın kas gücünü, duyu algısını ve bazı refleksleri test eder. Yaygın bir test örneği "Hoffmann” belirtisidir: Orta parmak tırnağına hafifçe vurulduğunda başparmak ve işaret parmağında istemsiz bir bükülme gerçekleşirse, refleksin sağlam olduğu anlaşılır.
Görüntüleme Yöntemleri: Röntgen incelemesi sayesinde boyun omurgasının genel yapısını değerlendirebilir ve semptomlara yol açabilecek diğer nedenleri elenebilir. Ancak, bir disk fıtığı teşhisinde tercih edilen yöntem Manyetik Rezonans Görüntüleme'dir (MRG: manyetik alan kullanılan bir görüntüleme tekniği). Bu yöntem; disklerin, sinir köklerinin ve omuriliğin ayrıntılı görüntülerini sunar. Bilgisayarlı Tomografi (BT: bilgisayar destekli röntgen incelemesi) ise kemik yapısındaki değişiklikleri daha iyi gösterir. Sinir hasarları, Elektromiyografi (EMG) ile tespit edilebilir. Bu yöntem, özel bir iğne yardımıyla kas liflerinin elektriksel aktivitesini ölçer. Böylece rahatsızlığın nerede başladığı ve ne kadar şiddetli olduğunu belirlenebilir. İğne hareketleri biraz rahatsızlık verebilse de kalıcı bir ağrıya neden olmaz. Muayene toplamda sadece birkaç dakika sürmektedir. Omurilik veya sinir kökleri üzerindeki baskıyı gerekli durumda miyelografi yöntemiyle kontrol edilir. Bu işlem sırasında spinal kanala bir kontrast madde enjekte edilir ve ardından röntgen veya BT (bilgisayarlı tomografi) görüntülemesi yapılır.
Boyun Bölgesindeki (Servikal) Bir Disk Hernisi Nasıl Tedavi Edilir?
Yapılan muayene boyun fıtığı şüphesini doğruladığı takdirde, MEDICABIL Omurga Sağlığı bölümünde uygun tedavi yöntemine, hastanın şikayetlerine, genel sağlık durumuna ve daha önce uygulanan tedavilere göre uzman hekim tarafından karar verilir. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi’nde uzman sağlık profesyonelleri tedavi sürecine eşlik eder.
Konservatif tedavi
Boyun omurgasındaki bir disk hernisinin (boyun fıtığı) yol açtığı ağrılar, yaşam kalitesini önemli ölçüde kısıtlayabilir. Hastalar sıklıkla bilinçsizce ağrıyı hafifletmeye yönelik koruyucu bir duruş (antaljik pozisyon) benimserler; bu durum ağrının kronikleşmesine neden olabilir. Bu nedenle tedavinin temel amacı, şikayetleri hafifletmek ve boyun omurgasının hareketliliğini artırmaktır. Pek çok vakada doktorlarımız, yalnızca konservatif tedavi yöntemleriyle bu amaca ulaşabilmektedir. Bu süreçte fizyoterapi egzersizlerinin yanı sıra çeşitli ağrı kesici ilaçlar, enjeksiyonlar ile ısı ve soğuk uygulamalarından yararlanılır.
Ameliyat: Ağrıların çok şiddetli olması veya felç gibi nörolojik kayıplar yaşanması durumunda, hasar görmüş disk dokusunun ameliyatla çıkarması (diskektomi) gerekebilir. Ayrıca, konservatif tedaviye rağmen şikayetlerin birkaç hafta içinde iyileşmemesi halinde de ameliyat önerilebilmektedir.
Mikrocerrahi Diskektomi
Genellikle hasar görmüş disk dokusu, gırtlak bölgesine yakın bir noktadan yapılan yaklaşık beş santimetrelik bir cilt kesisiyle önden (ventral) çıkarılır. Müdahalenin arkadan (dorsal) yapılması ise çok daha nadir görülen bir durumdur. Özel bir ameliyat mikroskobu ve mikro aletler kullanılarak, sinir yapıları üzerindeki baskı kalkana kadar dışarı taşmış disk materyali temizlenir.
Komşu omur gövdelerini stabilize etmek amacıyla, çıkarılan disk dokusunun yerine sıklıkla plastik veya titanyumdan yapılmış bir ara parça (kafes/cage) yerleştirilir. Bazı durumlarda bu kafes, ek bir plakayla desteklenir. Bu teknik, boyun omurgasının hareketliliğini çok az miktarda kısıtlar; ancak hastalar günlük yaşamlarında bu durumdan olumsuz etkilenmezler.
Alternatif olarak etkilenen disk bir protez ile değiştirilebilir. Böylece boyun omurgasının hareketliliği tamamen korunur ve komşu segmentlere aşırı yük binmesi önlenmiş olur. Tedavide kafes ya da protez kullanmaya kararı; hastanın omurgasının duruşu ve hareketliliği, omurgadaki hasarın derecesi ve hastanın yaşı gibi faktörlere bağlıdır. Tüm bu süreçlerde, tedaviyi yürüten hekim müdahale öncesinde hasta için en uygun seçeneği ayrıntılı bir şekilde açıklayacak ve izlenecek yolu sizinle detaylıca görüşecektir.
Boyun Omurgası Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer?
MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi’nde ameliyatın yapıldığı gün hasta ayağa kalkabilir. Hastanın ameliyat sonrası ilk adımlarında sağlık profesyonelleri eşlik edecektir. Hastanın ilk birkaç gün boyunca, ani ve kontrolsüz hareketlerden korunması amacıyla hastaya boyunluk takılır. Kişisel bakım sırasında bu boyunluk çıkarılabilir. Ameliyattan yaklaşık iki ila dört gün sonra hastaneden taburcu olunabilir. Hastanın henüz araç kullanmaması gerekmektedir. Taburcu olduktan sonra bir süre daha istirahat etmek amacıyla hasta raporlu olacaktır. Rapor süresinin ne kadar olacağı, hastanın iyileşme sürecinin nasıl ilerlediğine ve mesleğinin fiziksel açıdan ne kadar zorlayıcı olduğuna bağlıdır.
Örneğin yürüyüşler yaparak iyileşme sürecine olumlu katkıda bulunulabilir. Bu hafif hareketlilik, sadece omurlar arası disklerin beslenmesini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda psikolojik iyilik haline katkıda bulunur, stresi azaltır ve ağrıları hafifletebilir.
Tenis, futbol gibi ani hareketler ve sarsıntılar içeren sportif aktivitelerden, iyileşme sürecinin akut aşamasında mutlaka kaçınılmalıdır. Bunun yerine, omurganın dayanıklılığını artırmak amacıyla sırt ve boyun kaslarını güçlendirmeye yönelik bilinçli egzersizler yapmak önemlidir.
Hafif egzersizlerle başlanmalıdır: Omuzları daireler çizecek şekilde hareket ettirilmeli ve yukarı-aşağı kaldırıp indirilmelidir. Ön kol desteği (plank) veya ergonomik kürek çekme hareketleri ile boyun omurgasına aşırı yük bindirmeden sırtı güçlendirilebilir. Fizyoterapi desteği ile hastanın günlük yaşama en kısa sürede dönebilmesini sağlamak amacıyla hastanın durumuna özel öneriler hazırlamaktadır.
Hangi Eşlik Eden Rahatsızlıklar Görülebilir?
Bel veya boyun fıtığı tedavisinde, duruma eşlik eden tipik rahatsızlıklar da göz önünde bulundurulmalıdır. Fıtıkla bağlantılı olarak şu rahatsızlıklar özellikle sık görülür:
• Servikal Spondiloz: Boyun omurgasındaki disklerde ve omurlarda meydana gelen aşınma belirtileri, spinal kanalı daraltabilir ve sinir köklerine baskı yapabilir. Bu durum fıtık oluşumunu kolaylaştırır.
• Miyelopati: Boyun bölgesindeki fıtık omuriliğe merkezden baskı yaparsa, bacakların motor ve duyusal işlevleri olumsuz etkilenebilir.
• Radikülopati: Bu durumda omuriliğin bir sinir kökü tahriş olur veya hasar görür. Etkilenen sinir köküne bağlı olarak motor bozukluklar, ağrı, uyuşma veya anormal duyu hisleri ortaya çıkar.
• Dejeneratif Disk Hastalığı: Yaşa bağlı aşınma nedeniyle disklerin yüksekliği azalabilir; bu da fıtık oluşumuna zemin hazırlar.
• Servikal Spinal Stenoz: Fıtığın olası bir sonucu, spinal kanalın (sinirlerin geçtiği omurga kanalı) daralmasıdır. Tipik belirtileri ağrı, güçsüzlük ve uyuşmadır.
• Kas Gerginliği: Fıtık sonucunda sıklıkla boyun ve omuz bölgesindeki kaslarda gerginlik oluşur. Bu durum ek ağrılara ve hareket kısıtlılığına yol açabilir.
• Psikolojik Yükler: Kronik boyun ağrıları sıklıkla anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla ilişkilidir.
Boyun Fıtığı Başarılı Bir Şekilde Tedavi Edilebilir mi?
Boyun fıtığı genellikle kollara kadar yayılan, son derece şiddetli boyun ağrılarıyla kendini belli etmektedir. Bu durum yaşam kalitesini önemli ölçüde kısıtlayabilir. Ancak hastalık erken evrede ve kişiye özel yöntemlerle tedavi edildiğinde, iyileşme şansı oldukça yüksektir. Hastaların büyük çoğunluğunda, uygun bir tedaviyle boyun ağrıları, duyu bozuklukları veya felç belirtileri birkaç hafta içinde ortadan kalkar.
Çoğu zaman ameliyatsız (konservatif) tedavi yöntemleri yeterli olmaktadır. Özellikle ağır vakalarda, sorunlu disk dokusunun çıkarıldığı bir cerrahi müdahale gerekebilir. Bu işlem sırasında ilgili bölgeye bir "kafes" (cage) veya yapay disk protezi yerleştirilir. Hastalar genellikle bu müdahaleden hızla iyileşir ve iki ila dört gün sonra evlerine dönebilirler. Birkaç hafta sonra ise hastaların çoğu yeniden günlük yaşamlarındaki gibi hareket edebilir hale gelir.
Servikal spinal kanal stenozu (boyun bölgesinde omurilik kanalı daralması), boyun omurgası bölgesindeki –daha nadiren de sırt omurgası bölgesindeki– omurilik kanalının daralması durumudur. Bu karmaşık görünen terim, bileşenleri daha yakından incelendiğinde anlaşılır hale gelir: "Servikal" boyun bölgesine ait anlamına gelir, "spinal kanal" omurilik kanalını ifade eder ve "stenoz" ise daralma demektir.
Hastaların çoğunda servikal spinal kanal stenozu, aşınma ve yaşlanma süreçlerinden kaynaklanır. Daha ayrıntılı ifade etmek gerekirse; vücut, omurgaya binen aşırı yüke karşı koymak amacıyla kemikleri ve bağ dokusunu kalınlaştırır ya da kemik dokusu biriktirir. Bu durum, omurilik kanalında bir daralmaya yol açar. Eğer bu kanalın içinden geçen omurilik (myelon) zarar görürse, tıp uzmanları bu durumu miyelopati olarak adlandırır.
Spinal kanal daralması doğuştan da gelebilse de, sonradan gelişen –yani genellikle yaşa bağlı olan– daralma çok daha yaygındır. Bu durumdan etkilenenlerin çoğu 50 ila 70 yaş aralığındadır. Servikal spinal kanal stenozunun bir diğer olası nedeni ise boyun omurgası bölgesindeki aşırı hareketliliktir.
Ağrılarınız varsa veya servikal spinal kanal stenozuna dair başka belirtiler gösteriyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Asklepios tesislerindeki uzman ekipler, omurga ve sırt rahatsızlıklarının teşhisi ve tedavisinde uzun yıllara dayanan bir deneyime sahiptir ve size kapsamlı bir danışmanlık hizmeti sunar.
Servikal spinal kanal darlığının belirtileri ve sonuçları nelerdir?
Servikal spinal kanal darlığında çeşitli şikayetler ortaya çıkar. Hastaların yaşam kalitesi zaman zaman ciddi ölçüde kısıtlanabilir.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
Boyun Bölgesinde Kronik Ağrı: Bu, genellikle boyun omurgası bölgesindeki spinal kanal darlığının ilk işaretidir. Ağrı sürekli olabilir veya belirli hareketlerle şiddetlenebilir.
Yayılan Ağrı ve Duyu Bozuklukları: Ağrının boyun omurgasından omuzlara, kollara, ellere veya parmaklara yayılması tipik bir durumdur. Bu ağrılara sıklıkla uyuşma hissi eşlik eder. Pek çok hasta kollarında, ellerinde veya parmaklarında karıncalanma hisseder.
Kollarda veya Ellerde Güçsüzlük: Kanal darlığı, sinirlerin sıkışmasına yol açabilir. Bu sıkışma kas fonksiyonlarını zayıflatabilir; bunun sonucunda kollardaki veya ellerdeki güç azalır.
Yürüme Güçlüğü ve Denge Sorunları: Omurilik kanalındaki ilerleyici daralma omuriliğe baskı yapabilir. Sinir fonksiyonlarının etkilenmesi, yürüme sırasında dengesizliğe yol açar.
İnce Motor Becerilerde Değişiklikler: Bazı hastalar ince motor hareketleri yapmakta zorlanır. Örneğin, gömlek düğmelerini iliklemek veya kalem kullanmak gibi konularda sorun yaşayabilirler.
Mesane ve Bağırsak Fonksiyon Bozuklukları: Ağır vakalarda mesane veya bağırsak kontrolü etkilenebilir. Mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları görüldüğünde, nedenin bir doktor tarafından derhal araştırılması gerekir.
Söz konusu semptomlar servikal spinal kanal darlığı sonucunda ortaya çıkabilse de, bu şikayetlerin temelinde başka nedenler de yatabilir. Bu nedenle, kesin bir teşhis konulması büyük önem taşır ve size özel bir tedavinin temelini oluşturur.
Omurilik Basısı (Omuriliğe Baskı) Durumunda Hastalığın Seyri
Omurga kanalındaki bir daralma, omuriliğin sıkışmasına yol açabilir. Belirtiler ve işlev bozuklukları genellikle yavaş bir seyir izler; bazen yıllar içinde gelişir. Bazı hastalar bu değişiklikleri hiç fark etmez ya da bunları örneğin yaşa bağlı "normal" kısıtlamalarla ilişkilendirir.
Omuriliğe uygulanan baskı nedeniyle zamanla sıklıkla yürümede dengesizlik ortaya çıkar. Bu durum, özellikle yetersiz ışık koşullarında artış gösterir. Ayrıca hastalar, dikiş dikmek veya yapboz yapmak gibi ellerle ince motor beceri gerektiren işleri yapmakta giderek daha fazla zorlanır. Hastalığın ilerleyen evrelerinde bu belirtiler şiddetlenir: Örneğin yürüyüş sırasında bacaklar daha geniş açılır, el yazısı bozulur ve kavrama gücü azalır. Nadir durumlarda mesane boşaltma bozukluğu da gelişebilir. Ancak genel olarak hastalık, kişiden kişiye büyük farklılıklar gösteren bir seyir izler.
Belirtilerin aniden ortaya çıkması durumunda, arka planda halihazırda uzun süredir var olan ancak bugüne kadar "gizli" kalmış bir servikal spinal kanal darlığı (boyun bölgesinde omurga kanalı daralması) söz konusudur; doktorlar bu durumu "o ana kadar belirti vermemiş (asemptomatik) servikal spinal kanal darlığı" olarak tanımlar.
Bununla birlikte, omurga kanalı darlığında ciddi ve ani belirtiler de ortaya çıkabilir. Örneğin, arkadan çarpma şeklindeki bir trafik kazasında, o ana kadar herhangi bir soruna yol açmamış olan bir darlık, aniden omuriliğe baskı yapıp onu sıkıştırabilir. Bu durum, kollarda ve ellerde ileri derecede felce yol açabilir. Bu nedenle, söz konusu olumsuz gelişmelerin riskini azaltmak adına erken teşhis büyük önem taşır.
Spinal Kanal Darlığının Teşhisi Nasıl Yapılır?
MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi'ndeki uzman hekimler, birbiriyle uyumlu teşhis adımları uygularlar. Bu süreçte anamnezi (özellikle mevcut semptomları belirlemeye yönelik ayrıntılı bir görüşme); fiziksel muayene ve omurganın görüntülenip değerlendirilmesini sağlayan görüntüleme yöntemleriyle birleştirirler.
Burada, bu aşamaları ayrıntılı olarak ele alıyoruz:
Anamnez: İlk olarak hekim, ayrıntılı bir görüşme sırasında hastanın şikayetlerini sorgular. Semptomların türü, ne kadar süredir devam ettiği ve varsa tetikleyici ya da durumu ağırlaştıran faktörler önem taşır. Hekimin yapacağı değerlendirme açısından; ağrı, uyuşma hissi, kollarda veya ellerde güçsüzlük, yürüme dengesizliği ve ince motor becerilerdeki değişikliklere dair bilgiler bilhassa önemlidir.
Klinik Muayene: Fiziksel muayene kapsamında uzmanlarımız, hastaların yürüyüş şeklini ve gözleri kapalıyken ayakta durma dengelerini kontrol ederler. Ayrıca refleksleri, kas gücünü ve duyu algısını test ederler.
Görüntüleme Yöntemleri: Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alan kullanılan bir görüntüleme yöntemi) gibi modern yöntemler, spinal kanal darlığı teşhisinde hayati bir rol oynar. Bu yöntem omurganın ayrıntılı görüntülerini sunar; hem kemik hem de yumuşak doku yapılarını görüntüleyebilir. Kemik yapılarının değerlendirilmesinde Bilgisayarlı Tomografi (BT; bilgisayar destekli röntgen incelemesi) de yararlı olabilir.
Belirli durumlarda, spinal kanal darlığı şüphesini daha da güçlendirmek veya semptomların diğer olası nedenlerini tespit etmek amacıyla ilave teşhis adımları gerekebilir. Miyelografi işleminde hekimler, bir kontrast madde yardımıyla omurilik kanalındaki olası değişiklikleri tespit ederler. Elektrofizyolojik testlerle ise sinir iletimini kontrol ederler. MEdikabil olarak hedefimiz, mümkün olduğunca erken bir teşhis ve kişiye özel tedavi yöntemleri sayesinde omurilik hasarlarını ve bunlara bağlı kısıtlılıkları önlemektir. Uzmanlarımız, hastaları için mümkün olan en iyi yaşam kalitesini sağlamak adına özveriyle çalışmaktadır.
Spinal Kanal Darlığı Nasıl Tedavi Edilir?
En iyi tedavi sonucunu elde etmek amacıyla uzman doktorlarımız, çeşitli yöntemler arasından sizin kişisel durumunuza en uygun olanları belirler. Hangi yöntemin seçileceği, darlığın nedenine ve omurilik kanalındaki tam konumuna bağlıdır.
Aşağıda, merkezlerimizde uygulanan yaygın tedavi yaklaşımlarını bulabilirsiniz.
Konservatif Tedavi: Akut ağrılar, tıbbi bir boyunluk kullanılarak boyun omurgasının (servikal omurga) kısa süreliğine hareketsiz bırakılmasıyla hafifletilebilir. Bu işlemde, boyun ve başın hareket kabiliyeti bilinçli olarak büyük ölçüde kısıtlanır.
Kasları gevşetmek veya rahatlatmak amacıyla ağrı kesici ilaçlar ve kas gevşeticiler kullanılır.
Lokal anestezikler yardımıyla belirli sinirler hedefe yönelik olarak uyuşturulabilir.
Fizyoterapi egzersizleri de şikayetlerin hafifletilmesine yardımcı olur.
Boyun kaslarının hedefe yönelik olarak güçlendirilmesi önemlidir.
Boyun kaslarındaki duruş bozukluklarında, bu durumun hedefe yönelik olarak düzeltilmesi kritik bir öneme sahiptir.
Cerrahi Tedavi: Konservatif tedaviyle istenen iyileşme sağlanamazsa veya felç ya da yürüme bozukluğu gibi nörolojik sorunlar ortaya çıkarsa, doktorunuz sizinle cerrahi tedavi seçeneklerini görüşebilir.
Uzmanlarımızın servikal spinal kanal darlığını tedavi etmek için uygulayabileceği çeşitli cerrahi yöntemler mevcuttur:
Darlık omurun daha çok ön kısmında yer alıyorsa, cerrahlar omurilik kanalını rahatlatmak için genellikle bir disk veya omur gövdesini çıkarır. Çıkarılan diskin yerine, "kafes-plaka" (cage-plate) implantı şeklinde bir ara parça yerleştirilir. Eğer tüm omurun çıkarılması gerekiyorsa, uzmanlar yapay bir omur gövdesi protezi yerleştirir. Özellikle omurganın arka kısmındaki doku çoğalmalarından kaynaklanan spinal kanal darlığında, cerrahlar omur gövdesinin arkasındaki kemik yapıyı (lamina) ya çıkarabilir (laminektomi) ya da genişletebilirler (laminoplasti).
Servikal Spinal Kanal Darlığında Ameliyat Riski Nedir?
Servikal spinal kanal darlığı olan bazı hastalar, ameliyat sırasında omuriliğin zarar görebileceğinden endişe ederler. Aslında bu risk %1'in altındadır; omurilik kanalında ameliyat sonrası kanama riski de benzer şekilde düşüktür. Hastaların yaklaşık %5'inde işlem sonrasında ses kısıklığı ve yutma güçlüğü görülür. Bu şikayetler genellikle birkaç gün içinde düzelir.
Tedavi edilen hastaların %70 ila %80'inde şikayetlerde iyileşme sağlanır; özellikle de işlem, ciddi felçler veya yürüme bozuklukları ortaya çıkmadan önce yapıldığında. Ne yazık ki bu tür nörolojik kayıplar genellikle geri döndürülemez niteliktedir. Bunun nedeni, omuriliğin hasar gördükten sonra kendini yenileyememesidir. Bu nedenle, servikal spinal kanal darlığı ve miyelopati durumunda zamanında teşhis konulması ve tedaviye yönelik kişiye özel danışmanlık alınması büyük önem taşır.
Ameliyattan Sonra Darlık Tekrar Oluşabilir mi?
Boyun omurgasında aynı bölgede bunun gerçekleşmesi beklenmez. Ancak nadir durumlarda, ameliyat ve omur gövdelerinin sabitlenmesi nedeniyle komşu segmentte aşınma belirtileri ortaya çıkabilir (yıllık yaklaşık %3 oranında).
Servikal spinal kanal darlığını (boyun bölgesinde omurilik kanalı daralması) önleyebilir miyim?
Hedefe yönelik önlemlerle, servikal spinal kanal darlığı riskini azaltmaya aktif olarak katkıda bulunabilirsiniz. Aynı zamanda bu alışkanlıklar, mevcut boyun omurgası sorunlarında iyileşme sürecini de destekler.
İşte günlük yaşamınıza entegre edebileceğiniz somut önlemler ve ipuçları:
1. İş Yerinde Ergonomi: Çalışma masanızın ergonomik olarak düzenlenmesi, boyun omurganız üzerindeki yükü hafifletir. Bilgisayar ekranı göz hizasında olmalıdır. Doğal bir el duruşu sağlayan klavye ve fare kullanın.
2. Düzenli Molalar ve Hareket: Uzun süre oturmak, boyun omurgasına baskı yapar. Bu nedenle, masa başında çalışırken her 30 dakikada bir ayağa kalkıp hareket edeceğiniz kısa bir mola planlayın. Basit boyun ve omuz egzersizleriyle kas gerginliklerini giderebilirsiniz; bu işlem sadece birkaç dakika sürer.
3. Boyun Kaslarının Güçlendirilmesi: Güçlü bir boyun yapısı, boyun omurgasını desteklemeye yardımcı olur. Bu sebeple, fitness programınıza boyun kaslarını güçlendirmeye yönelik özel egzersizler de ekleyin. Günde sadece on dakikalık bir çalışma bile kalıcı fayda sağlar.
4. Kilo Kontrolü: Fazla kilo, omurgaya yük bindirir. Sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak için dengeli beslenmeye ve düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin. Dünya Sağlık Örgütü, haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite önermektedir. Bisiklete binmek, yüzmek veya hafif tempolu koşu (jogging) iyi birer dayanıklılık egzersizidir.
5. Tütün ve Alkolden Uzak Durmak: Sigara ve alkol tüketimi, omurga bölgesinde de iltihaplanmayı tetikler ve yıpranma sürecini hızlandırır. Tütün ve alkol tüketiminden tamamen kaçınmaya çalışın. 6. Yeterli sıvı alımı
Yeterli miktarda sıvı tüketmek genel olarak önemlidir; bu, omurlar arası disklerin sağlığı için de geçerlidir. Günde en az iki litre su içerseniz, omurlar arası diskleriniz iyi beslenmiş olur.
7. Stres Yönetimi: Kronik stres sıklıkla kas gerginliğine yol açar. Bu durum da spinal kanal darlığı (spinal stenoz) semptomlarını şiddetlendirebilir. Günlük yaşamınıza derin nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga gibi aktiviteleri dahil edin. Stresle etkili bir şekilde mücadele etmek için bu özel gevşeme tekniklerine günde yaklaşık 15 dakika ayırmanız en iyisidir.
8. Doğru Kaldırma ve Taşıma Teknikleri: Yanlış kaldırma hareketleri omurgaya gereksiz yük bindirir. Nesneleri her zaman sırtınız dik ve dizleriniz bükülü bir pozisyonda kaldırın. Ağır yükleri vücudunuza yakın tutarak veya mümkünse destek alarak taşıyın. Omurga dostu bu teknikleri benimsemek ve alışkanlık haline getirmek için pratik yapın.
9. Kalsiyum ve D Vitamini Alımı: Kemik sağlığı için yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini almak önemlidir. Bu konuda aile hekiminizden tavsiye alabilirsiniz. Dengeli beslenme ve düzenli olarak güneş ışığından yararlanma yoluyla, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri büyük ölçüde karşılamış olursunuz. Eksiklik tespit edilmesi durumunda, doktorlar uygun besin takviyeleri önerebilir.
10. Düzenli Tıbbi Kontroller: Omurga uzmanları tarafından yapılan düzenli kontroller, spinal kanal darlığının erken belirtilerinin tespit edilmesine yardımcı olur. Medikabil 'deki uzmanlarımız, omurga sağlığı ve olası muayene yöntemleriyle ilgili tüm sorularınızda size memnuniyetle yardımcı olacaktır.
Bu önlemleri günlük yaşamınızda uygulayarak omurga sağlığınızı, genel kondisyonunuzu ve esenliğinizi desteklemiş olursunuz. Böylece boyun bölgesindeki spinal kanal darlığı riski azalır ve mevcut şikayetler hafifletilebilir.
Servikal spinal kanal darlığı ve miyelopati hakkında başka sorularınız mı var? Medikabil hastanemizde, güvenilir teşhis ve başarılı tedavi için gereken tüm imkanlar hizmetinizdedir. Uzmanlarımız size yardımcı olmaktan memnuniyet duyacaktır.
İnsan omurgası son derece hareketli, aynı zamanda da oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Örneğin bir düşme veya kaza sonucu dışarıdan gelen bir kuvvet, omurga kırıklarına yol açabilir. Tıpta bu durum, omurganın travmatik kırıkları olarak adlandırılır. Bu kırıklar, omurganın torakolomber (orta/alt) bölgesini veya servikal (boyun) bölgesini etkileyebilir. Omurga kırığı denildiğinde, uzman olmayan kişilerin aklına genellikle hemen felç (omurilik hasarına bağlı tam felç) durumu gelir. Ancak bu tür kırıkların sonuçları çoğu zaman o denli ağır olmaz; hatta pek çoğu ameliyata gerek kalmadan iyileşir. Yine de iyileşme süreci, kırığın konumuna ve sinirler ya da omuriliğin etkilenip etkilenmediğine bağlıdır. Bu nedenle genel kural şudur: Omurga kırıkları ciddi yaralanmalardır ve titiz bir tıbbi bakım gerektirirler.
Bu makalede uzmanlarımız, söz konusu omurga yaralanmalarının teşhisi, belirtileri ve tedavisi hakkında size genel bir bilgi sunmaktadır. Omurga kırıklarının anlaşılması ve tedavisi açısından önem taşıyan çeşitli hususları sizin için ayrıntılı bir şekilde ele almaktadırlar.
Sorularınız mı var veya tıbbi desteğe mi ihtiyacınız bulunuyor? Medikabil uzmanları size yardımcı olmaya hazırdır; kapsamlı danışmanlık ve bakım hizmetleri sunmaktadırlar.
Omurga Kırıklarının Belirtileri Nelerdir?
Omurganın travmatik kırıkları genellikle bir düşme veya kaza sonucunda meydana gelir. Belirtiler yaralanmanın ciddiyetine göre değişiklik gösterebilir; ancak bu bölgedeki olası bir kırığa işaret edebilecek bazı yaygın belirtiler mevcuttur. En sık görülen belirtiler şunlardır:
• Şiddetli Boyun Ağrısı: Bu, genellikle boyun omurgası bölgesindeki bir yaralanmanın ilk ve en belirgin işaretidir. Ağrı, künt ve sürekli bir sızıdan, keskin ve batıcı bir ağrıya kadar değişebilir.
• Hareketle Artan Ağrı ve Hareket Kaybı: Hastalar hareket etmeye çalışırken ağrı hissedebilirler. Bu ağrı o kadar şiddetli olabilir ki, hareketin kısıtlanmasına veya tamamen imkansız hale gelmesine yol açabilir.
• Duyu veya Motor Fonksiyon Kayıpları: Kırık nedeniyle sinir kökleri veya omurilik etkilendiğinde karıncalanma, ciltte his azalması veya motor bozukluklar görülebilir.
• Başın Dik Duramaması: Üst omurga yaralanmalarında, hastalar başlarını kendi başlarına dik tutamayabilirler.
• Yutma Güçlüğü: Özellikle kafatası tabanına yakın yaralanmalarda, yutma güçlüğü boyun omurgasında bir hasar olduğuna işaret eden bir belirti olabilir.
• Bilinç Kaybı: Ağır vakalarda, kişiler travma anında bilinçlerini kaybedebilirler.
Baş ağrısı: Özellikle kırık kafatası tabanına yakınsa, yaralanmanın bir sonucu olarak baş ağrısı görülebilir.
Omurga Yaralanmasının Akut Belirtileri Görüldüğünde Ne Yapılmalıdır?
Omurga kırığına yol açmak için her zaman ağır bir kaza gerekmez; bazen alçak bir mesafeden düşmek bile buna neden olabilir. Sizde veya yakınınızdaki birinde söz konusu belirtiler görülürse, hızlı ve profesyonel tıbbi yardım almak için acil servisi aramalısınız. Sağlık ekipleri gelene kadar, tıbbi uzman olmasanız bile ilk yardım uygulayabilirsiniz.
Etkilenen kişiyi sakinleştirin ve daha fazla yaralanmayı önlemek için hareket etmemesini söyleyin.
Kişi bilinçliyse ve sırt ya da boyun yaralanması belirtisi göstermiyorsa, mümkün olduğunca dikkatli bir şekilde onu yan yatış pozisyonuna (iyileşme pozisyonuna) getirin.
Kişi bilinçsizse ancak nefes alıyorsa, yine dikkatli bir şekilde onu yan yatış pozisyonuna getirin.
Yaralının boynunu veya sırtını hareket ettirmekten kaçının; çünkü bu, yaralanmayı daha da kötüleştirebilir.
Kişiyi sıcak tutmak için üzerini örtün ve sağlık ekiplerinin gelmesini bekleyin.
Profesyonel yardım gelene kadar sakin kalmanız ve ortamı mümkün olduğunca güvenli hale getirmeniz önemlidir.
Omurga Kırıklarının Teşhisi Nasıl Konur?
Omurganın travmatik kırıklarının teşhisi; yaralanmanın türünü, boyutunu ve yerini tam olarak belirlemek amacıyla çeşitli aşamaları kapsar. Böylece sağlık uzmanlarımız uygun bir tedavi süreci sağlayabilir ve uzun vadeli hasar riskini en aza indirebilirler.
Anamnez (Hasta Öyküsü): Doktor, hasta veya duruma göre kaza anında orada bulunan kişilerle görüşerek kazanın oluş şekli ve belirtiler hakkında bilgi toplar. Ayrıca doktor, hastanın daha önce bir omurga yaralanması geçirip geçirmediğini veya bilinen başka hastalıkları olup olmadığını da sorgular.
Fiziksel Muayene: Ağrı bölgelerini tespit etmek ve nörolojik kayıpların (nörolojik defisitlerin) olup olmadığını belirlemek için titiz bir fiziksel muayene gereklidir. Bu süreçte kolların ve bacakların hareket kabiliyeti, hastanın belirli uyaranları hissedip hissedemediği veya duyu bozukluğu olup olmadığı ve kas gücünün durumu dikkatlice kontrol edilir.
Görüntüleme Yöntemleri: Kesin bir teşhis için görüntüleme yöntemleri vazgeçilmezdir. Bunlar şunları içerir:
• Röntgen: Hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir ve kırık varlığına dair ilk ipuçlarını sunar.
Bilgisayarlı Tomografi (BT): Bilgisayar destekli bu röntgen yöntemi, kemik yapısının ayrıntılı görüntülerini sağlar; karmaşık kırıkları ve küçük kemik parçalarını tespit edebilir.
• Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): MRG işleminde, güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak vücudun kesitsel görüntüleri elde edilir. Bu inceleme; disk hernisi (fıtık) veya omurilik hasarı gibi yumuşak doku yaralanmalarını tespit etmede özellikle yararlıdır.
• Nörolojik Muayeneler: Omurilik yaralanması veya sinir hasarı şüphesi durumunda, ek nörolojik testler gerekebilir.
Mümkün olan en iyi sonuçları elde etmek ve uzun vadeli komplikasyon riskini en aza indirmek için erken ve doğru teşhis büyük önem taşır.
Omurga Kırıklarında Hangi Tedavi Yöntemleri Mevcuttur?
Omurganın travmatik kırıklarının tedavisi; kırığın konumuna, ciddiyetine ve türüne göre değişiklik gösterir. Ancak tedavi her zaman omurga stabilitesini yeniden sağlamayı, ağrıyı hafifletmeyi ve işlevselliği en üst düzeye çıkarmayı hedefler. Medikabil kuruluşlarında, hastalarımızın bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış çeşitli tedaviler sunulmaktadır. Bunlar arasında şunlar yer alır:
Cerrahi Stabilizasyon / Sabitleme (füzyon): Örneğin kırık parçalarının omuriliğe zarar verme riski taşıdığı ciddi omurga kırıklarında, neredeyse her zaman tercih edilen yöntem ameliyattır. Bu işlem sırasında cerrahlarımız, doğru hizalanmayı ve stabiliteyi sağlamak amacıyla hasarlı omurga segmentlerini metal çubuklar, vidalar veya plakalar kullanarak sabitlerler. Ayrıca, hareketi ve buna bağlı ağrıyı önlemek amacıyla iki veya daha fazla omur gövdesinin kalıcı olarak birbirine bağlandığı "spondilodez" (omurga füzyonu) işlemi de uygulanabilir. Ameliyat, omurganın normal şeklini yeniden kazandırmayı ve omurilik ile sinir kökleri üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçlar. Bu tür bir cerrahi stabilizasyon sonrasındaki rehabilitasyon süreci, genellikle hareketliliği artırmak ve kasları güçlendirmek için fizyoterapiyi kapsar. Medikabil bünyesindeki uzmanlarımız, tedavi ve rehabilitasyon süreci boyunca hastalarımıza eşlik ederler. Yetkin tıbbi tedavinin yanı sıra, hastaların bağımsızlıklarının ve yaşam kalitelerinin korunması da tedavi yaklaşımımızın her zaman merkezinde yer alır.
Konservatif Tedavi: Daha hafif kırıklarda veya cerrahi müdahalenin gerekli görülmediği durumlarda, omurga kırıkları konservatif yöntemlerle de tedavi edilebilir. Hastalara genellikle, tıpkı bir korse gibi omurgayı sabitleyen bir ortez verilir. Bu, iyileşme sürecini destekler ve ağrıyı azaltır. Hastaların ortez kullanma süresi, kırığın türüne ve kişisel iyileşme hızına bağlıdır. Tedaviye ek olarak sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanılır.
Fizyoterapi: Fizyoterapi, omurga kırıklarının iyileşme sürecindeki tedavinin önemli bir parçasıdır. Hareketliliği artırmaya, kasları güçlendirmeye ve genel işlevselliği geliştirmeye yardımcı olur. Medikabil’deki fizyoterapistlerimiz, tüm uygulamaları hastalarının ihtiyaçlarına göre bireysel olarak planlar. Bu uygulamalar arasında ısı veya soğuk tedavisi ile aktif egzersizler yer alır.
Ağrı Tedavisi: Ağrı tedavisi de omurga kırıklarının tedavisinde önemli bir rol oynar. Amaç, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak ve rehabilitasyon sürecine aktif katılımlarını sağlamaktır. Uzmanlarımız, ağrı tedavisi yöntemini hastaların ihtiyaçlarına göre kişiye özel olarak belirler. Medikabilde’ki uzmanlar hem ilaçlı hem de ilaç dışı tedavi yaklaşımları uygular.
Minimal İnvaziv Yöntemler: Bazı durumlarda, omurga kırıklarının tedavisinde kifoplasti veya vertebroplasti gibi minimal invaziv yöntemler kullanılabilir. Vertebroplastide, hasar görmüş omur gövdesine sıvı kemik çimentosu enjekte edilir. Kifoplastide ise cerrahlar, omur gövdesini yeniden eski konumuna getirmek amacıyla küçük kesiler yoluyla içeri özel balonlar yerleştirir; çimento uygulaması ancak bu aşamadan sonra yapılır. Bu yöntemler, özellikle osteoporoz (kemik erimesi) kaynaklı kırıklarda son derece etkilidir ve daha hızlı bir iyileşme sağlayabilir. Tedavi yönteminin seçimi; kırığın türü, hastaların yaşı ve genel sağlık durumu ile kişisel tercihleri dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Medikabil, mümkün olan en iyi tedaviyi sağlamak amacıyla kapsamlı bakım ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Omurga Kırıklarına Eşlik Eden Hastalıklar Var Mıdır?
Travmatik omurga kırıklarına, yaralanmanın nedeni veya sonucu olarak ortaya çıkabilen çeşitli hastalıklar eşlik edebilir. Bu eşlik eden hastalıklar iyileşme sürecini etkileyebilir ve özel bir tedavi gerektirebilir.
Omurga kırıklarıyla ilişkili olabilecek hastalıklar şunlardır:
• Osteoporoz: Bu metabolik hastalık, kemik yoğunluğunun ve gücünün azalmasına yol açarak omurga kırığı riskini artırır. Osteoporoz, özellikle yaşlı hastalarda sık görülen bir kırık nedenidir.
Omurilik yaralanmaları: Şiddetli omurga kırıklarında omurilikte yaralanmalar meydana gelebilir. Bu durumlar duyusal ve motor işlev bozukluklarına ve hatta felce yol açabilir. Paraplejide birbirine paralel iki uzuv (yani her iki kol veya her iki bacak) tamamen felç olurken, tetraplejide dört uzuv birden etkilenir.
• Kronik Ağrı Sendromları: Hastalarda omurga kırığı sonrasında yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen kalıcı ağrılar gelişebilir.
• Dejeneratif Disk Hastalıkları: Omurlar arası disklerde halihazırda dejeneratif değişiklikler varsa, bunlar omurga kırığı riskini artırabilir ve iyileşme sürecini zorlaştırabilir.
• Ankilozan Spondilit (Bechterew Hastalığı): Omurgayı etkileyen bu kronik inflamatuar hastalık kemik yapısını zayıflatarak kırık riskini artırabilir.
• Nörolojik Hastalıklar: Multipl skleroz veya Parkinson gibi nörolojik rahatsızlıkları olan hastalarda düşme eğilimi artmış olabilir. Dolayısıyla bu tür hastalıklar, omurga kırığı riskini dolaylı yoldan artırır.
• Kalp ve Damar Hastalıkları: Kalp ve damar hastalığı olan hastalarda da zaman zaman, omurga kırıklarına yol açabilecek düşme riski artmış olabilir. Diabetes mellitus: Diyabet, kemik iyileşmesinin olumsuz etkilenmesine ve kırık sonrası enfeksiyon riskinin artmasına yol açabilir.
Travmatik omurga kırığı olan hastalar için hazırlanan genel tedavi planında, eşlik eden hastalıkların tedavisi önemli bir yer tutar. MEDICABIL Sağlık Grubu Omurga Sağlığı Merkezin'ndekiuzmanlar, hem kırığı hem de eşlik eden hastalıkları etkili bir şekilde tedavi etmek ve hastalarına kapsamlı bir bakım sunmak amacıyla multidisipliner bir yaklaşım izlemektedir.
Scheuermann hastalığı (veya kifoz/kamburluk), omurganın yapısal bir bozukluğudur. Özellikle ergenlik dönemindeki büyüme sürecinde çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkabilir ve sırtın üst kısmında belirgin bir kamburluğa yol açabilir. Omurga yapısındaki bu değişikliğin çeşitli nedenleri olabilir ve durum farklı şiddet derecelerinde seyredebilir.
Uzmanlarımız aşağıda, çocuklarda ve gençlerde görülen kamburluğun (kifoz) belirtilerini, teşhisini ve tedavi yöntemlerini açıklamaktadır. Ayrıca hastalığın omurga gelişimi üzerindeki etkilerini ve hastaların yaşam kalitesini artırmak ve olası komplikasyonları önlemek amacıyla hangi tedavi seçeneklerinin mevcut olduğunu anlatmaktadırlar.
Kamburlukta (kifoz) sık görülen belirtiler ve şüphe durumunda atılacak ilk adımlar şunlardır:
Kamburluk (kifoz) durumunda, sırtın üst kısmında aşırı bir öne doğru eğrilik meydana gelir. Farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilen bu durum, çeşitli belirtileri de beraberinde getirebilir. Kamburluğun en yaygın belirtileri şunlardır:
Vücut duruşunda değişiklik: Genellikle vücut duruşundaki gözle görülür bir değişiklik, kamburluğun ilk işaretidir. Omuzlar ve sırtın üst kısmı öne doğru eğik bir görünüm sergileyebilir; bu durum halk arasında "kambur" olarak da adlandırılır.
• Sırt Ağrısı: Omurganın doğal olmayan eğriliği, sadece sırt bölgesi (torakal omurga) ile sınırlı kalmayıp, boyun (servikal omurga) ve bel (lomber omurga) bölgelerinde de ağrıya yol açabilir. Bu ağrılar, hafif şikayetlerden sürekli (persistan) ağrılara kadar değişkenlik gösterebilir.
• Sırt Kaslarında Yorgunluk: Sürekli hatalı duruş, sırt kaslarının aşırı zorlanmasına ve buna bağlı olarak yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
• Sertlik: Kişiler, sırtlarında hareket kabiliyetini kısıtlayan bir sertlik hissedebilirler.
• Hareket Kısıtlılığı: Artmış eğrilik, sırtın hareketliliğini kısıtlayabilir ve böylece günlük işlerin yapılmasını zorlaştırabilir.
Çocuğunuzda kamburluk (yuvarlak sırt) belirtileri fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kamburluğun (kifoz) ilerlemesini önlemek ve çocuğunuzun gelişimini olumlu yönde desteklemek adına erken müdahale büyük önem taşır.
Görüntüleme Yöntemleriyle Teşhis: Doktorlar, omurganın daha hassas bir şekilde değerlendirilmesi için görüntüleme yöntemlerinden yararlanırlar. Bunlar şunları içerir:
• Röntgen Görüntüleri: Kamburluğun (kifoz) teşhisinde standart yöntemdir; eğriliğin şeklini ve derecesini gösterir. Doktorlar, kifozun ciddiyetini belirlemek için sıklıkla omurga eğriliğinin bir ölçüsü olan Cobb açısını kullanırlar.
• Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alanlar kullanılarak yapılan bir yöntem): Bu yöntem öncelikli olarak kifoz teşhisi koymak için değil, ayırıcı tanı amacıyla veya cerrahi tedavi öncesinde omurilikteki yapısal bozukluklar gibi diğer omurga hastalıklarının varlığını dışlamak için kullanılır. Özellikle omurlar arası diskler ve omurilik gibi yumuşak doku yapılarının ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinde büyük fayda sağlar.
Uygun tedaviyi başlatabilmek ve olası komplikasyonları önleyebilmek adına kifozun erken teşhisi önemlidir. Çocuklarda ve ergenlerde erken teşhis, büyüme sürecinde eğriliğin ilerlemesini kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.
Stabilize Edici ve Sabitleyici Ameliyatlarla Tedavi: Konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı ağır kamburluk (kifoz) vakalarında, stabilize edici ve sabitleyici ameliyatlar gerekli olabilir. Bu müdahaleler, omurgayı düzeltilmiş bir konuma getirmeyi ve bu konumda sabitlemeyi amaçlar.
MEDICABIL Omurga Cerrhisi Merkezi'nde deneyimli omurga cerrahları mümkün olan en iyi sonuçları elde etmek için modern teknikler ve malzemeler kullanmaktadır. Ameliyat kararı her zaman kişiye özel olarak ve genç hastalar ile ebeveynleriyle yakın bir istişare içinde alınır.
Önleme: Çocuğunuzda bu rahatsızlığın hiç ortaya çıkmaması veya daha hafif seyretmesi için siz de katkıda bulunabilirsiniz. Uzmanlarımız burada size bazı ipuçları ve öneriler sunuyor:
• Duruşun Farkına Varma ve Duruşu İyileştirme:
Düzenli Duruş Kontrolü: Kişi kendi duruşunu günde birkaç kez kontrol etmelidir. Sırtın dik ve omuzların geride olduğu, dik bir duruş pozisyonu hedeflenmelidir. Çocuklar da buna teşvik edilmelidir.
Çalışma Alanını Ergonomik Düzenleme: Ekran göz hizasında olmalı ve sandalye bel omurgasını desteklemelidir. Üst ve alt bacak arasındaki açı yaklaşık 90 derece olmalıdır.
Sırt Kaslarını Güçlendirme: Çocuklar haftada en az iki kez sırt kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler yapmalıdır. Omurgaya fazladan yük bindirmemek için hareketlerin doğru yapılmasına dikkat edilmelidir. Kürek çekme veya direnç bandı (Teraband) ile yapılan egzersizler, çocukların kaslarını güçlendirmesine yardımcı olabilir. Ayrıca güç antrenmanlarında, 15 ila 20 tekrar yapmaya olanak tanıyan hafif ağırlıklar kullanılmalıdır.
• Esneklik ve Esnetme: Çocukların kas gerginliklerini önlemek ve hareketliliğini korumak için her gün göğüs ve kalça bükücü kaslar esnetmelidir. Yoga veya pilates spor dalları, esnekliği ve vücut farkındalığını artırır; ayrıca duruş bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olabilir.
Çocuklar, uzun süreli oturma veya ayakta durma durumlarını düzenli olarak kısa hareket molalarıyla bölmelidir. Her 30 dakikada bir pozisyon değiştirmeleri önerilmektedir.
Ağır nesneler kaldırılırken, sırtı korumak amacıyla kaldırma işlemi bacak gücüyle yapılmalıdır.
• Dengeli Beslenme ve Kilo Kontrolü: Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin bir beslenme düzeni, kemik sağlığını desteklemektedir. Günlük olarak en az 1000 mg kalsiyum ve 800 IU D vitamini alınmalıdır. Fazla kilo, omurgaya ek yük bindirir ve kamburluk (kifoz) gelişimini kolaylaştırabilir. Bu sebeple fazla kilodan kaçınılmalıdır.
Erken Teşhis: Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda ve gençlerde, kamburluk (kifoz) belirtilerini erkenden fark edebilmek için omurganın düzenli olarak muayene ettirilmesi önemlidir.
Yürüyüş veya bisiklete binme gibi günlük aktiviteler, genel sağlığa katkıda bulunur ve sağlıklı bir omurga yapısını destekler. Bu koruyucu önlemleri günlük yaşama dahil ederek, kamburluk (kifoz) riski azalıltabilir veya durumun ilerlemesi yavaşlatılabilir. Vücudun verdiği sinyallere dikkat etmek; ağrı veya duruş bozukluğu gibi durumlarda profesyonel yardım almak önemlidir.
Omurga, insanların dik bir şekilde yürümesini sağlayan yapıdır. Vücudu destekler ve düz bir yapıya sahip olmalıdır. Omurganın yana doğru belirgin bir şekilde eğilmesi – ve sıklıkla buna ek olarak kendi ekseni etrafında dönmesi – durumunda tıp uzmanları bu tabloyu "skolyoz" olarak adlandırmaktadır.
Böylesi bir şekil bozukluğu duruş bozukluklarına yol açar ve buna bağlı olarak çeşitli şikayetleri tetikleyebilir. Skolyoz, çocukluk çağından itibaren mevcut olabilir. Buna karşılık, "dejeneratif skolyoz" adı verilen tür, yalnızca yetişkinlik döneminde doku yıpranması veya aşınması sonucu gelişir. Bu, özel teşhis ve tedavi yaklaşımları gerektiren, ciddiye alınması gereken ve ilerleyici bir hastalıktır.
Yetişkinlerde Skolyoz Teşhisi
Skolyoz şüphesiyle Medikabil hastanemize başvurduğunuzda, teşhis sürecimizi genellikle kapsamlı bir tıbbi öykü (anamnez) alma ve fiziksel muayene ile başlatırız.
Bu aşamada, hastanın ailedeki yatkınlıkları ve omurgayla ilgili geçmiş rahatsızlıkları da dahil olmak üzere tıbbi geçmişi kaydedilir. Fiziksel muayene sırasında omurga çok detaylı bir şekilde incelenir; omuz, leğen kemiği ve sırttaki duruş bozukluklarına dikkat edilir. "Öne Eğilme Testi" de mevcut bir eğriliği tespit etmekte yardımcı olabilir.
Bu ilk incelemelerin ardından bir sonraki adım görüntüleme yöntemidir. Ayaktayken çekilen tüm omurga röntgeni, skolyozun boyutunu ve şeklini belirlemek için en güvenilir yöntemdir. Röntgen görüntüleri üzerinden eğriliğin derecesi saptanır. Hesaplama temeli olarak, adını Amerikalı ortopedist John Robert Cobb'dan alan "Cobb Açısı" kullanılır. 10 derecenin üzerindeki bir yanal sapma, skolyoz olarak tanımlanır.
Belirli durumlarda, özellikle felç veya duyu bozuklukları gibi nörolojik belirtilerin varlığında, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) de istenir. MRG, omurganın ayrıntılı görüntülerini sunar ve böylece tümör veya yaralanma gibi belirtilere yol açabilecek diğer nedenlerin elenmesine yardımcı olabilir.
Yetişkinlerde skolyoz teşhisi genellikle karmaşık bir süreçtir. Zira bir yandan, bilinen bir nedeni olmayan idiyopatik formları kapsayabilir; bu tür formlar genellikle ergenlik döneminden beri mevcuttur. Diğer yandan, yetişkinlik döneminde gelişen ve sıklıkla diğer dejeneratif hastalıklarla birlikte seyreden dejeneratif skolyoz türleri de bulunmaktadır. Bu nedenle, hastalar için uygun bir tedavi stratejisi geliştirebilmesi adına semptomların, klinik muayene bulgularının ve görüntüleme yöntemleriyle elde edilen verilerin titizlikle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Erken teşhis ve uygun tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada ve hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynayabilir.
Yetişkinlerde Skolyoz Tedavi Yöntemleri
Uygulanacak yöntem, belirtilerin ciddiyeti ve omurgadaki eğriliğin derecesi gibi faktörlere göre belirlenir. Asıl amaç; hastanın ağrısını hafifletmek, omurga fonksiyonlarını iyileştirmek ve skolyozun daha da ilerlemesini önlemektir. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi'ndeki başlıca tedavi yöntemleri aşağıdaki gibidir:
Fizyoterapi: Fizyoterapi, yetişkinlerde skolyoz tedavisinin temel taşlarından biridir. Kasları güçlendirmeye, duruşu düzeltmeye ve omurga hareketliliğini koruyup geliştirmeye yardımcı olur. İhtiyaçlarınıza özel olarak hazırlanan egzersizler, ağrılarınızı azaltmaya ve yaşam kalitenizi artırmaya katkı sağlayabilir. Medikabildeki fizyoterapistlerimiz, sizinle birlikte uygun bir tedavi planı oluşturacaktır.
Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemleri: Cerrahi olmayan yöntemler arasında fizyoterapinin yanı sıra; ilaç ve enjeksiyonlarla ağrı tedavisi ve ortez (örneğin korse) kullanımı yer alır. Bu yöntemler de yine belirtileri hafifletmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı hedefler.
Stabilize Edici ve Sabitleyici Ameliyatlar: Ameliyat yalnızca nadir durumlarda, özellikle ağır skolyoz vakalarında veya konservatif yöntemlerin uzun süre uygulanmasına rağmen herhangi bir iyileşme sağlanamadığında gerekli olabilir. Spondilodez gibi stabilize edici ve sabitleyici ameliyatlarda –basit bir ifadeyle– omurganın eğrilmiş bölümleri çubuklar ve vidalar yardımıyla yeniden dik konuma getirilir. Bu şekilde birbirine bağlanan eklemler artık hareket edemez hale gelir, yani sabitlenmiş olur. MEDICABIL Omurga Sağlığı Merkezi'ndeki deneyimli omurga cerrahları, hastaları için en iyi sonuçları elde etmek amacıyla bu tür ameliyatları en modern tekniklerle gerçekleştirmektedir. Ancak böylesine karmaşık bir müdahale önerilmeden önce, riskleri ve faydaları hasta ve hasta yakınlarıyla titizlikle değerlendirilir.
Skolyoz tedavisinde, MEDICABIL Sağlık Grubu bünyesinde farklı tıbbi alanlardan doktorlar ve terapistler kişiye özel bir tedavi planı oluşturabilir.
Kifoz, omurganın göğüs bölgesindeki aşırı eğrilikle karakterize bir omurga rahatsızlığıdır. Halk arasında genellikle "kamburluk" olarak adlandırılır.
Kifozun Yaygın Belirtileri Nelerdir?
Omurga eğriliği, kişiden kişiye farklı şiddetlerde ortaya çıkabilen çeşitli belirtilere yol açar. Aşağıdaki belirtiler kifozun en yaygın işaretleridir:
Kamburluk: Kifozun en belirgin işareti, sırtta görülen bir çıkıntıdır. Bu rahatsızlığa sahip birçok kişi belirgin şekilde öne eğik bir duruş sergiler. Yandan bakıldığında genellikle bir kambur fark edilir.
Sırt Ağrısı: Eğrilmiş omurga, çoğu hastada sırt ağrısına neden olur. Ağrılar genellikle uzun süre ayakta kalındığında veya oturulduğunda şiddetlenir.
Hareket Kısıtlılığı: Pek çok vakada sırt sertleşmiş gibi hissedilir; hastalar öne eğilmekte veya vücutlarını esnetip dikleştirmekte zorlanırlar.
Yorgunluk: Dik bir duruşu korumak, bu rahatsızlığa sahip birçok kişi için yorucudur. Bu durum genel bir yorgunluk hissine yol açar.
Solunum Güçlüğü: İleri vakalarda kifoz akciğerlere baskı yaparak solunumu olumsuz etkileyebilir. Nefes darlığı ve diğer solunum sorunları olası sonuçlar arasındadır.
Kas Gerginliği: Doğal olmayan duruş nedeniyle sırt kaslarında gerginlik oluşabilir; bu da ek ağrı ve rahatsızlığa yol açar.
Nörolojik Belirtiler: Ağır vakalarda kifoz omuriliğe baskı yaparak uyuşma, karıncalanma ve hatta felç belirtileri gibi nörolojik sorunlara neden olabilir.
Kifoz belirtilerinin kişiden kişiye değişebileceği unutulmamalıdır. Bu durumdan etkilenen herkes, yukarıda sayılan belirtilerin tamamını yaşamayabilir. Tarif edilen şikayetlerden biri veya birkaçı mevcutsa, vakit kaybetmeden tıbbi açıdan değerlendirme önerlmektedir.
Kifoz Teşhisi Nasıl Konur?
Hastanın şikayetlerinin kesin olarak kifozdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek için, klinik muayene görüntüleme yöntemleriyle birleştirilmektedir.
Öncelikle hekim tarafından, hastanın omurgasını dikkatlice incelenir ve olağandışı bir eğrilik olup olmadığı kontrol edilir. Fiziksel muayene sırasında hekimler, omurganın esnekliğini ve ağrılı noktaların varlığını değerlendirir.
Teşhis sürecinde görüntüleme yöntemleri önemli bir rol oynar. Röntgen görüntüleri, omurganın şeklinin hassas bir şekilde analiz edilmesini sağlar. Yan profilden çekilen röntgen görüntülerinde ölçülen ve "Cobb açısı" olarak adlandırılan değer, eğriliğin derecesi hakkında bilgi verir. Tıp uzmanları, genellikle 40 derecenin üzerindeki açıları kifoz olarak tanımlar.
Bazı durumlarda, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alan kullanılan bir görüntüleme yöntemi) gibi ek görüntüleme tetkikleri gerekebilir. MRG'nin sağladığı ayrıntılı görüntüler sayesinde uzman doktorlar; Scheuermann hastalığı (omurganın büyüme bozukluğu) gibi olası nedenleri veya nadir durumlarda yapısal bozuklukları, tümörleri ya da iltihabi süreçleri tespit edebilirler. Ayrıca bu görüntüler aracılığıyla, omuriliğin veya sinirlerin etkilenip etkilenmediğini de değerlendirebilirler.
Osteoporoz (kemik erimesi) veya iltihabi hastalıklar gibi sistemik bir rahatsızlığın altta yattığından şüphelenilmesi durumunda, ilave testler gerekebilir. Bu testler arasında kan tahlilleri de yer alır.
Kifoz ne kadar erken teşhis edilirse, uzun vadeli komplikasyonların önlenmesi o kadar kolay olur. Gerekli tedavinin zamanında başlatılabilmesi için, lütfen ilk belirtiler görüldüğünde bir doktora başvurun.
Kifoz Nasıl Tedavi Edilir?
MEDICABIL Sağlık Grubu Omurga Sağlığı Merkezi'nde, semptomları hafifletmeyi ve hastaların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan çeşitli tedavi yaklaşımları uyguluyoruz. Omurga uzmanlarımızın hangi yöntemi seçeceği; kifozun ciddiyetine, nedenlerine ve hastanın yaşına bağlı olarak belirlenir. Bu süreçte, cerrahi olmayan yöntemlerin yanı sıra stabilizasyon ve sabitleme (füzyon) sağlayan cerrahi müdahaleler de seçenekler arasındadır.
• Konservatif Tedavi Yöntemleri: Özellikle hafif veya orta dereceli eğriliklerde öncelikle cerrahi olmayan yöntemlere başvururlar. Bu yöntemler, şikayetleri azaltmayı ve omurga eğriliğinin ilerlemesini önlemeyi hedefler. Bu süreçte, sırt kaslarını güçlendiren ve duruşu düzelten fizyoterapi egzersizleri merkezi bir rol oynar. Ergoterapi kapsamında hastalar, günlük yaşamlarında omurgalarını nasıl koruyacaklarını öğrenirler. İlaçla ağrı yönetimi ve masaj gibi manuel terapi yöntemleri de sıklıkla tedavi planının bir parçasıdır.
• Stabilizasyon ve Sabitleme (füzyon) Ameliyatları: Konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı veya kifozun ilerlediği durumlarda, stabilizasyon ve sabitleme ameliyatı gündeme gelmektedir. Bu işlemde omurganın pozisyonu düzeltilir ve metal çubuklar ile vidalar kullanılarak sabitlenir. Bu tür müdahaleler yüksek düzeyde uzmanlık gerektirir ve deneyimli omurga cerrahlarımız tarafından gerçekleştirilir.
Spondilodiskit, sırt ağrısı, ateş ve ağır vakalarda nörolojik kayıplara yol açabilen bir omurga iltihabıdır. Hastalık, mikropların omurlar arası diskleri enfekte edip komşu omur gövdelerine sıçramasıyla ortaya çıkar. Vakaların çoğunda iltihaba bakteriler neden olur. Bakteriler vücuda yaralar yoluyla ya da mide-bağırsak sistemi, solunum yolları veya idrar yollarındaki enfeksiyonlar aracılığıyla girer ve kan veya lenf yolları üzerinden omurgaya ulaşır. Çok nadir durumlarda ise sırt bölgesine yapılan girişimsel işlemler (ponksiyonlar) sonucunda spondilodiskit gelişebilir. Tüm iltihap vakalarının neredeyse yarısı bel omurgası bölgesinde görülür.
İltihap zamanında teşhis edilip tedavi edilmezse, sırt kasları veya omurilik kanalı bölgesinde bir apse (irin odağı) oluşabilir. Bu apse, komşu omur gövdelerine ve disklere zarar vererek bunların stabilitesini zayıflatabilir. Hastalığın gelişimini kolaylaştıran faktörler arasında örneğin diyabet (şeker hastalığı), uzun süreli antienflamatuar ilaç (örneğin kortizon) kullanımı veya alkol kötüye kullanımı yer alır.
Bakteriyel Spondilodiskitin Yaygın Belirtileri
Hastalar genellikle, hastalığın ciddiyetine ve süresine bağlı olarak değişebilen, belirli bir hastalığa özgü olmayan şikayetler yaşarlar. Bu durum, belirtilerin ilk ortaya çıkışı ile teşhisin konulması arasında sıklıkla iki ila altı ay geçmesine neden olur.
Bakteriyel spondilodiskit hastaları çoğunlukla şu belirtileri bildirirler:
• Sırt Ağrısı: Hastalar neredeyse her zaman, hareketle (özellikle de dönme hareketleriyle/rotasyonla) şiddetlenebilen sürekli bir sırt ağrısı yaşarlar. Ağrının geceleri özellikle şiddetli olması ayırt edici bir özelliktir.
• Ateş: Yüksek vücut ısısı, vücuttaki inflamatuar (iltihabi) tepkinin en önemli belirtilerinden biridir.
Nörolojik Kayıplar: Bazı vakalarda bacaklarda veya —boyun omurgası etkilendiyse— kollarda ağrı görülür. Enfeksiyon sinir yapılarına sıçrarsa, uyuşma veya hareket kaybı gibi nörolojik bozukluklar da ortaya çıkabilir.
• Genel Hastalık Hissi: Hastalar kendilerini sıklıkla yorgun ve halsiz hissederler.
• Kilo Kaybı: Özellikle kronik enfeksiyonlarda istenmeyen kilo kaybı görülebilir.
• Gece Terlemesi: Bazı hastalar geceleri artan terlemeden şikâyet ederler.
Akut Spondilodiskit Belirtileri Durumunda Ne Yapılmalıdır?
Günlerce ve haftalarca giderek şiddetlenen sırt ağrısı şikayeti varsa ciddiye alınmalıdır. Ağrılar gece de devam ediyorsa, ateşe eşlik ediyorsa veya nörolojik kayıplar ortaya çıkıyorsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Eğer kişide yüksek ateş gelişirse veya felç belirtileri görülürse tıbbi yardım istenmelidir.
Bakteriyel Spondilodiskit Teşhisi
Bakteriyel spondilodiskit teşhisi; klinik belirtilerin dikkatle değerlendirilmesini, kapsamlı bir tıbbi öykü alınmasını ve çeşitli teşhis yöntemlerinin kullanılmasını gerektirir. İşin zorluğu, belirtilerin sıklıkla spesifik olmamasından ve diğer sırt sorunlarıyla karıştırılabilmesinden kaynaklanır.
Spondilodiskit şüphesi durumunda öncelikle hastaların tıbbi geçmişi alınır; geçmiş enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, bağışıklık sisteminin baskılanması (immünsüpresyon) ve yakın zamanda geçirilmiş invaziv girişimler hakkında bilgi edinilir. Fiziksel muayene, ağrının kaynağını ve yerini belirlemeye odaklanır. Bu süreçte omurgada baskı veya vurma (perküsyon) ile tetiklenen ağrılar ve nörolojik bozukluklar araştırılır.
Laboratuvar testleri de teşhis sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Eritrosit sedimantasyon hızında artış, C-reaktif protein (CRP) yüksekliği ve lökositoz (beyaz kan hücrelerinin sayısında artış) bir enfeksiyon veya iltihaplanma belirtisi olabilir. Özellikle sistemik enfeksiyon bulguları varlığında, hastalığa neden olan etkeni tespit etmek amacıyla kan kültürü yapılması büyük önem taşır. Bunun yanı sıra, görüntüleme yöntemleri de vazgeçilmezdir. Omurga Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), bu alanda "altın standart" kabul edilen yöntemdir. Manyetik alan kullanan bu görüntüleme tekniği oldukça hassastır; bu sayede omurga gövdeleri ve disklerdeki iltihaplanmaları tespit etmede son derece etkilidir. MRG ile ayrıca enfeksiyonun yayılım derecesini belirleyebilir ve olası apseleri saptayabiliriz. MRG'nin mümkün olmadığı durumlarda uzmanlarımız, bilgisayarlı tomografi (BT) aracılığıyla kemik dokusundaki yıkımları görüntüleyebilirler. Bazı vakalarda, hastalığa neden olan etkeni tanımlamak ve teşhisi kesinleştirmek amacıyla omurgadan biyopsi (doku örneği alma) yapılması gerekebilir. Bu durum özellikle, kan kültürleri yoluyla herhangi bir etkenin tespit edilemediği haller için geçerlidir.
Spondilodiskitisin erken teşhisi ve tedavisi sayesinde komplikasyon riskini azaltabilir ve en iyi iyileşme sonucunu sağlayabiliriz. Bu nedenle, omurga iltihabına işaret eden belirtiler fark ettiğinizde, ilk aşamada hızlı hareket etmek önemlidir. İkinci aşamada ise hekim tarafında kapsamlı bir değerlendirme yapılır ve tedavi sürecini başlatılır.
Bakteriyel Spondilodiskit İçin Yaygın Tedavi Yöntemleri
Multidisipliner tedavi yaklaşımı hem cerrahi olmayan hem de cerrahi yöntemleri kapsayabilir. Hangi tedavi yönteminin seçileceği çeşitli faktörlere bağlıdır; bu süreçte hastalığın evresi, nörolojik kayıpların varlığı ve hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurulmalıdır.
• Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemi: Spondilodiskitin cerrahi olmayan tedavisinin temelini antibiyotik tedavisi oluşturur. Bu tedavi enfeksiyonla mücadele eder ve enfeksiyonun yayılmasını önlemeyi amaçlar. Antibiyotik seçiminde kan kültürü ve duyarlılık testi sonuçlarından yararlanırız. Tedaviye genellikle damar yoluyla (intravenöz) uygulanan geniş spektrumlu antibiyotiklerle başlanır. Spesifik etkenler (enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar) tespit edildiğinde, doktorlarımız birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilen, hedefe yönelik ve genellikle uzun vadeli bir antibiyotik tedavisine geçerler. Tedavinin başarısını değerlendirmek amacıyla kandaki inflamasyon (iltihap) değerlerini takip edilir.
• İstirahat ve Yükün Azaltılması: Antibiyotik tedavisine ek olarak, fiziksel aktivitenin önemli ölçüde azaltılması önerilir. Omurganın etkilenen bölgesine binen yükün azaltılmasıyla hastalar iyileşme sürecine katkıda bulunabilirler.
• Stabilizasyon ve Sabitleme (Füzyon) Ameliyatları: Omurgada belirgin bir instabilite (dengesizlik) söz konusuysa veya konservatif (cerrahi olmayan) yöntemler yeterli gelmiyorsa, stabilizasyon ve sabitleme ameliyatları gerekli olabilir. Enfekte dokunun temizlendiği cerrahi debridman işleminin yanı sıra; vida, çubuk veya "kafes" (cage - iki omur gövdesi arasında bir tür ara parça görevi gören implant) gibi implantlar da bu süreçte kullanılabilir. Etkilenen omurların birbirine sıkıca kaynatılması (füzyon) yoluyla, omurganın anatomik diziliminin korunması veya yeniden sağlanması hedeflenir. Bu tür ameliyatlar yüksek düzeyde uzmanlık gerektirmektedir.
Osteoporoz kaynaklı kemik kırıkları, özellikle yaşlı bireyleri etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Osteoporozda kemik yoğunluğu azalır; yani kemikler gözenekli bir yapı kazanır ve çok hafif bir yükte bile daha kolay kırılabilir hale gelir. Osteoporotik kırıklar özellikle omurga gövdelerinde sıkça görülür.
Osteoporotik Omur Kırıklarına Hangi Belirtiler İşaret Eder?
Omur kırıkları kendini çeşitli şekillerde belli eder. Bu kırıklar, hastaların günlük yaşamını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Göğüs ve bel omurlarında meydana gelen osteoporotik kırıklarda başlıca şu belirtiler görülür:
Ağrı: Omur kırıkları neredeyse her zaman ağrıya yol açar. Ağrı, kırık sonrasında ani (akut) olarak ortaya çıkabileceği gibi kronik bir nitelik de taşıyabilir.
Hareket Kısıtlılığı: Kırık nedeniyle ilgili omur stabiliteyi kaybeder. Ağrıyla birlikte bu durum, birçok hastanın hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına neden olur.
Omur Yüksekliğinde Azalma: Omurun çökmesi durumunda, genellikle kişinin boyu da kısalır.
Kifoz: Bazı hastalarda omurgada aşırı bir eğrilik oluşur.
Nörolojik Belirtiler: Nadir durumlarda sinir yapıları da etkilenir. Bu hallerde osteoporotik omur kırıkları nörolojik kayıplara yol açabilir.
Osteoporoz ve buna bağlı kırıklar, erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülür. Bu nedenle kadınlar, kemik erimesinin ilk belirtilerine karşı özellikle dikkatli olmalıdır. Boy kısalması ve kamburluk, bel çukurluğunun artması ve alt karın bölgesinin öne doğru çıkık durması gibi klasik vücut şekli değişikliklerinin yanı sıra, dengesiz bir yürüyüş tarzı da tipik belirtiler arasındadır. Kırık riskini en aza indirmek için zamanında önleyici tedbirler almak büyük önem taşır.
Osteoporotik Omurga Kırılarının Teşhisi Nasıl Konur?
Bu kırılar çok hafif düşmelerle ve hatta belirgin bir yaralanma olmaksızın bile meydana gelebildiğinden, osteoporotik omurga kırılarının gözden kaçırılması kolaydır. Bu nedenle kapsamlı bir teşhis süreci büyük önem taşır. genellikle şu yöntemler kullanılır:
• Anamnez (Tıbbi Öykü): Doktor ile hasta arasında yapılan ayrıntılı görüşme; tıbbi geçmiş, olası risk faktörleri ve ağrı ya da duruş bozuklukları gibi mevcut belirtiler hakkında bilgi sağlar.
• Fiziksel Muayene: Bu aşamada doktorlar özellikle omurga konturunda bir değişiklik olup olmadığını, baskıya duyarlı bölgelerin bulunup bulunmadığını ve hareket kısıtlılığı olup olmadığını kontrol ederler.
• Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG; manyetik alan kullanılan bir görüntüleme yöntemi): MRG, ödemi (dokularda sıvı birikimi) tespit ederek yeni kırıklar ile eski kırıkların birbirinden ayırt edilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca yumuşak doku yaralanmalarını da görüntüler.
• Bilgisayarlı Tomografi (BT; bilgisayar destekli röntgen incelemesi): Uzmanlarımız bu yöntemle kırığın seyrini ve yapısını daha hassas bir şekilde değerlendirebilirler. Böylece kırık parçalarının konumlarını ne kadar iyi koruduğu analiz edilebilir.
• Dual-Enerji X-Işını Absorpsiyometrisi (DXA): Bu yöntem, farklı enerji seviyelerine sahip X-ışınları kullanarak kemik yoğunluğunu ölçer. Böylece uzmanlarımız, gelecekteki kırık riskini belirleyebilirler.
Genellikle söz konusu yöntemler birlikte kullanılır. Osteoporotik omurga kırısının erken teşhis edilmesi bilhassa önemlidir. Kırığın tedavi edilmemesi durumunda kronik ağrılar gelişebilir ve omurgadaki deformasyon giderek artabilir.
Osteoporotik Omurga Kırıkları Nasıl Tedavi Edilir?
Osteoporotik omurga kırıkları en sık korse kullanımıyla veya cerrahi yöntemlerle tedavi edilir. Temel amaç, hastaların ağrılarını hafifletmek ve omurganın işlevselliğini korumak ya da yeniden kazandırmaktır.
• Korse Tedavisi: Korse, etkilenen omurlara binen yükü azaltır ve böylece ağrının hafifletilmesine katkıda bulunur. İyileşme sürecini en iyi şekilde desteklemek amacıyla hastanın vücut yapısına özel olarak uyarlanır.
• Kifoplasti: Kifoplasti, kırık omur gövdesine bir balon kateterin yerleştirilip şişirildiği minimal invaziv bir işlemdir. Bu sayede omur düzelir ve eski konumuna/hacmine geri döner. Elde edilen şekli sabitlemek için cerrahlar kemik çimentosu enjekte eder. İşlem sonrasında birçok hastanın ağrısı belirgin ölçüde azalır ve omurga stabilitesi iyileşir.
• Vertebroplasti: Vertebroplasti de minimal invaziv bir işlemdir. Omur gövdesini stabilize etmek ve ağrıyı en aza indirmek amacıyla, doktor tarafından kırık omur gövdesine kemik çimentosu enjekte edilir. Vertebroplasti, özellikle geleneksel ağrı tedavilerinden yeterince fayda göremeyen hastalar için uygundur.
• Cerrahi Stabilizasyon / Sabitleme: Bazı durumlarda, omurganın işlevini yeniden kazandırmak ve nörolojik komplikasyonları önlemek amacıyla, etkilenen omurların vida, plaka veya çubuklarla sabitlenmesi gerekir.
İnsan vücudunun destek yapısı: Omurga. Bu son derece hareketli yapı, omur adı verilen 33 ayrı kemikten oluşmaktadır. Bir omurun diğerlerine kıyasla öne veya arkaya doğru kayması durumunda, tıp uzmanları bu tabloyu "spondilolistezis" (omur kayması) olarak adlandırır. Bu durum sırt ağrısına, hareket kısıtlılığına ve bazı hastalarda nörolojik belirtilere yol açabilir.
Omurga Kaymasının (Spondilolistezis) Yaygın Belirtileri Nelerdir?
Omurga kayması (spondilolistezis), çeşitli belirtilere yol açabilen bir omurga rahatsızlığıdır. Hastalarda en sık görülen belirtiler şunlardır:
Yüke Bağlı Bel Ağrısı: Bu ağrılar genellikle fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkar ve dinlenme dönemlerinde hafifler.
Radiküler Ağrı Yayılımı: Ağrı sinir köklerinden kaynaklanır ve sırttan kalçaya, oradan da uyluk bölgesine kadar yayılabilir.
Hareket Kısıtlılığı: Hastaların yürürken bacaklarını kalçadan bükememesiyle kendini gösteren kalça-bel ekstansiyon sertliği şeklinde ortaya çıkabilir. Sırttaki nstabilite ve ağrıya tepki olarak sıklıkla gelişen kas gerginlikleri belirtiler arasındadır. Bu belirtiler birçok hastada benzerlik gösterir; ancak ortaya çıkış şekilleri ve şiddetleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Omurga Kayması (Spondilolistezis) Teşhisi Nasıl Konur?
İlk aşamada hekim tarafından, hastanın tıbbi geçmişi (anamnez) alınır. Bu süreçte hastaya sırt ağrısı, kalça ve uyluğa yayılan ağrı ile bacaklarda olası uyuşma veya güçsüzlük gibi belirtiler sorulur. Şikayetlerin süresi, olası tetikleyici unsurlar ve daha önce uygulanan tedaviler de önem taşır. Klinik muayene sırasında omurga incelenir; duruş bozuklukları, asimetriler veya "kayak atlama rampası fenomeni" olarak adlandırılan gözle görülür bir çıkıntı olup olmadığına bakılır. Fonksiyonel testler aracılığıyla, hastaların bacaklarını ne kadar iyi kaldırabildikleri ya da omurgalarını ne ölçüde öne eğip geriye doğru esnetebildikleri kontrol edilir. Bu testler, hareket kabiliyeti ve olası ağrı noktaları hakkında bilgi sağlar.
Görüntüleme yoluyla teşhis aşamasında öncelikle omurga röntgenlerinden yararlanılır. Özellikle yandan çekilen görüntüler, omurga cisimlerindeki kaymanın derecesini gösterebildikleri için büyük önem taşır. Buna ek olarak Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) işlemi de uygulanabilir. Bu görüntüleme yöntemi, bir manyetik alan kullanarak omurga yapıları hakkında çok daha ayrıntılı bilgiler sunar. Ayrıca olası sinir basılarını, yani sıkışmış sinir liflerini de görünür kılar. Nadir durumlarda, teşhisi daha da netleştirmek amacıyla başka görüntüleme yöntemleri de önerilebilir: Bir nükleer tıp incelemesi olan sintigrafide, hastaya düşük düzeyde radyoaktif bir madde enjekte edilir. Ardından gama kamerası adı verilen özel bir kamera, kemik metabolizmasındaki patolojik değişiklikleri görüntüler. Miyelografi ise, bir kontrast madde kullanılarak omurilik kanalının veya sinir çıkış kanallarının net bir şekilde görülebildiği bir röntgen yöntemidir.
Omurga Kayması İçin Hangi Tedavi Yöntemleri Mevcuttur?
Omurga kaymasının tedavisi; hastalığın ciddiyetine, semptomlara ve hastaların kişisel durumlarına bağlıdır. Medikabil sağlık kuruluşunda, uzman hekimlimiz hastaların özel ihtiyaçlarına göre uyarladığı çeşitli tedavi yöntemleri sunuyoruz. En yaygın iki tedavi yöntemi, cerrahi olmayan (konservatif) tedavi ve ameliyattır.
Konservatif Tedavi: Konservatif tedavi, genellikle omurga kayması tedavisinde ilk tercihtir. Bu durum özellikle semptomlar hafif olduğunda veya omurlar aşırı derecede yerinden kaymamışsa geçerlidir. Bu yöntem genellikle fizyoterapiyi kapsar. Uzmanlarımız, hastalarla birlikte gövde kaslarını güçlendirmeye ve omurgayı stabilize etmeye yönelik özel egzersizler uygular. Fizyoterapinin amacı, omurgayı desteklemek ve omurların daha fazla kaymasını önlemektir. Şikayetleri hafifletmek ve fizyoterapi uygulamalarına katılımı kolaylaştırmak amacıyla ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar da reçete edilebilir. Ayrıca, sıklıkla diğer yöntemleri tamamlayıcı nitelikte olmak üzere, ağrı tedavisi veya ağrı yönetimi uygulamaları da yararlı olabilir. Bunlar arasında ısı veya soğuk uygulamalarının yanı sıra, örneğin gergin kasların gevşetilmesi amacıyla tedavi edici elektrik akımının kullanıldığı elektroterapi de yer alır.
Yerine Yerleştirme ve Sabitleme/Dondurma Ameliyatları: Konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı veya omurların aşırı derecede yerinden kaydığı durumlarda, yerine yerleştirme ve sabitleme/dondurma (füzyon) ameliyatları gerekli olabilir. Bu cerrahi müdahaleler, yerinden kaymış omurları doğru konuma getirmeyi (redüksiyon) ve ardından omurgayı stabilize etmeyi amaçlar. Bu işlem genellikle, iki veya daha fazla omurun birbirine sabitlendiği "spondilodez" yöntemiyle gerçekleştirilir. Böylece ilgili bölgedeki hareketlilik kısıtlanır ve ağrı azaltılır. Bu tür bir ameliyat, kalıcı stabiliteyi sağlamak amacıyla cerrahın vida, plak veya "cage" (plastik ya da titanyumdan yapılmış disk aralığına yerleştirilen destekler) gibi implantlar kullanmasını da içerebilir. Tedavi yöntemi seçimi, hastayı tedavi eden doktor tarafından hastayla yakın bir istişare içinde belirlenir. Bu süreçte hastanın yaşam kalitesi ve kişisel ihtiyaçları ön planda tutulur. Doktor ve terapistlerden oluşan ekip, semptomlarda hem kısa hem de uzun vadede iyileşme sağlayacak kapsamlı bir tedavi planı oluşturmak için disiplinlerarası bir iş birliği içinde çalışır.
Tümörler; iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilen kitlelerdir. Omurga bölgesinde kemikte, omurilikte veya omurilikten çıkan sinirlerde ortaya çıkabilirler. Omurgadaki bir tümörün kaynağının bizzat omurganın kendisi olması nadir görülen bir durumdur. Çok daha sık karşılaşılan durum, kökeni başka organ veya doku yapılarında olan tümörlerin buraya sıçraması (metastaz) şeklindedir. Bazı tümör türleri kemiğe daha sık yayılım gösterir; örneğin akciğer, meme, prostat veya böbrek tümörleri bu gruba dahildir. Belirti olarak, yavaş yavaş artan veya ani başlangıçlı sırt ağrıları görülebilir. Tümör dokusunun omuriliğe veya çıkan sinir köklerine baskı yapması durumunda; duyu bozuklukları ve felç (hatta tam felç/parapleji) gelişebilir. Tümör dokusu kemiğe ciddi şekilde zarar verirse, omurgada instabilite (denge kaybı/sağlamlığın bozulması) ve kırık oluşması mümkündür.
Omurga Tümörleri Teşhisi ve Tedavisi
Omurgadaki bir tümör hastalığı; sadece omurganın kendisinde değil, aynı zamanda hastalığın türünü ve yayılım derecesini netleştirmek amacıyla göğüs ve karın bölgelerinde de kapsamlı bir teşhis süreci gerektirir. Radyolojik görüntüleme (Röntgen, MR ve BT), ultrasonografi ve laboratuvar tetkikleri sayesinde çoğu vakada kesin bir teşhis konulabilmektedir. Hastalık, disiplinler arası ve kurumlar arası bir tümör konseyi kapsamında çeşitli tıbbi branşlar tarafından değerlendirilmektedir. Bu ekip; onkologlar, radyologlar, cerrahlar, dahiliye uzmanları, ürologlar, göğüs hastalıkları uzmanları ve omurga cerrahları gibi çok çeşitli uzmanlık alanlarından gelen tümör uzmanlarından oluşmaktadır. Her bir uzmanlık dalı vakayı ele alır ve kendi alanının bakış açısıyla en iyi tıbbi bakım yöntemini değerlendirir. Konseyin sonunda, ortak bir tedavi planı oluşturulur ve kayıt altına alınır. Omurga instabilitesi veya nörolojik kayıplar söz konusu olduğunda, klinik sonuç açısından mümkün olan en kısa sürede müdahale edilmesi büyük önem taşır. Ancak birçok vakada acil cerrahi müdahale ilk seçenek olmayıp; bunun yerine kapsamlı bir teşhis süreci ve ardından gerekirse onkolojik ön tedavi ve devam tedavisi uygulanması tercih edilmektedir.
Cerrahi müdahale gerektiğinde temel amaç; tümör dokusunu mümkün olduğunca küçültmek, sinirler ve omurilik üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak ve instabilite durumunda omurgayı stabilize etmektir. Onkolojik devam tedavisi süreci başlatılır ve hasta ile detaylı bir şekilde görüşülür.