Medicabil Blog

Ana Sayfa / Medicabil Blog

Karın Duvarı Fıtıkları

Bel bölgesi vücut ağırlığını en çok taşıyan yer olarak bilinir. Omurganın bel kısmında beş adet omur kemiği bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan, disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur. Omurlar arasında bulunan disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

BEL FITIĞININ NEDENLERİ NEDİR VE BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR?

 

Bel fıtığı genellikle orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Bel fıtığının görülme sıklığı açısından kadın ve erkekler arasında bir farklılık gözlenmemiştir. Aşırı kilolu olmak, bel fıtığının en sık nedenidir. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız taşır. Aşırı kilolu kişilerde disklerde baskı nedeniyle yıpranma ve şekil bozukluğu gelişir. Bu da bel fıtığına yatkınlık yaratmaktadır. Gebelikte de vücudun ağırlık merkezinin öne doğru yer değiştirmesi omurgaya ek yük binmesine neden olur.

Omurga boyunca uzanan tüm boyun, sırt ve bel kaslarının, aynı zamanda karın kaslarının da fonksiyonu çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapmama gibi durumlarda kaslar zayıf olduğundan, omurganın ve dolayısıyla disklerin üzerine ek yük biner. Bu da fıtıklaşmalara neden olur. Sigaranın disk yıpranmasını artırdığı ve iyileşmeyi yavaşlattığı bilinmektedir. Günlük yaşantımızda farkında olmadan ağır yük kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yanlış yaptığımız hareketler bel fıtığına yol açabilir. Ağır fiziksel aktivite ve ağır kaldırma gerektiren mesleklerde, devamlı öne eğilme, eğilerek dönme gerektiren mesleklerde, araba, otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli vibrasyona maruz bırakan mesleklerde, uzun süre ayakta durma veya oturma gerektiren mesleklerde, futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı sıklığı artmaktadır.

Yaş ilerledikçe diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Disk yapısında bozulma ve buna bağlı bel fıtığına yatkınlık artar. Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörler de etkilidir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

BEL FITIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bel fıtığının en sık belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Bel ağrısı, bacaklara vuran ağrılar, ayaklarda uyuşma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması, yürümede ve oturmada güçlük, yürürken topallamak görülebilir. Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde bacaklarda felç, cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir.

TEŞHİS NASIL KONUR?

 

İnsanların yaklaşık %80’ i hayatları boyunca en az bir kez bel ağrısı çekerler. Ancak her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, bel kayması, romatizmal hastalıklar, belini incitmek gibi birçok sorun bel ağrısı yapabilir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde tıbbi hikaye tanıda en önemli ipuçlarını sağlar. Genellikle, az veya çok bel ağrısını takiben bacağa vuran ağrı hikayesi vardır. İyi bir nörolojik ve fiziki muayene genellikle tanıyı sağlar. Muayene ile hangi sinir kökünün sıkıştığı, bu sıkışmanın ciddiyeti rahatlıkla saptanabilir. Tedavi yönteminin seçiminde muayene bulguları esastır.

Radyolojik inceleme: Basit bir radyolojik inceleme ile omurga mekaniğini etkileyen, bel ağrısı ile karakterize doğumsal omurga hastalıkları, kireçlenmeler, omurga kaymaları, bazı tümörler tanınabilir. Bel MR’ ı tanıda önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. EMG, muayene bulguları ile cerrahi karar verilen vakalarda ayırıcı tanı ve operasyon stratejisi açısından gerekebilir.

BEL FITIĞI TEDAVİSİ

Bel fıtığın tedavisi, fıtıklaşmanın bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut ise ve herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ve ağrı kesici ilaçlarla birlikte yatak istirahati önerilir. Tedaviye rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır.

Uygulanan tıbbi tedavilere ve fizik tedaviye rağmen ağrılar hala devam ediyorsa, bacaklarda güç kaybı ve incelme mevcutsa, hastalar idrarını yapamıyorsa, bu durum; bel fıtığının ileri safhada olduğunu düşündürür ve kesin tedavisi cerrahi müdahaledir. Gelişen teknoloji sayesinde bel fıtığı ameliyatlarında hem hekim hem de hasta konforu artık çok daha ön plandadır. ‘Mikrodiskektomi’ işlemi, hastaların iyileşme ve sosyal yaşama dönüş sürelerini kısaltması sayesinde, bel fıtığı ameliyatlarında sıkça başvurulan bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde sadece 1,5- 2 cm` lik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş atılmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması, ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25- 40 kat büyütülerek görülmesini sağlamakta; böylece sinirlerin hasar görme riski son derece azalmaktadır.

Toplumda yaygın olan, bel fıtığı ameliyatlarının riskli olduğuna dair inanç son derece yanlıştır. Çünkü hastalar bu ameliyattan sonra eski yaşam kalitesine kolaylıkla geri dönebilmektedirler. Bu yöntem sayesinde hastalar ameliyat olduktan 6-7 saat sonra yürüyebilmekte, ameliyat oldukları gün taburcu olabilmektedir. 7- 10 gün sonrasında ise günlük yaşama tamamen dönüş sağlanabilmektedir.