Medicabil Blog

Ana Sayfa / Medicabil Blog

Hamilelik ve Kış

Anne adayları, içinde bulunduğumuz soğuk kış mevsimi aylarında, karşılaşacakları soğuk algınlığı ve grip salgınları nedeniyle daha dikkatli olmalıdırlar.Kış mevsiminin, vitamin ve mineral kaynağı olan sebze ve meyvelerin çeşitliliği açısından zengin bir süreç olması, sağlıklı bir gebelik için şanstır.

Kış Aylarında Hamilelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler;

  1. Kış mevsiminde naylon ve sentetik kumaşlardan oluşan giysiler zararlıdır. Gebeler genellikle pamuklu ve yünlü kıyafetleri tercih etmelidirler.
  2. Kış aylarında yağlı ve fast-food tarzı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Bu durum bebeğin sağlığına zarar verdiği gibi aşırı kilo almaya da neden olur.
  3. Soğuk havayla birlikte tembelleşen bedeninizi, meditasyon, pilates ve açık havada yürüyüş yaparak aktif hale getirebilirsiniz.
  4. Kış mevsiminde gebeler, depresyona daha fazla yatkındır. Bu nedenle, temiz havada yürüyüş, seyahat, aile ve arkadaş ziyaretleri depresyona girmeyi engeller.
  5. Yaşanılan ortamı sık sık havalandırmak, gebelerin daha fazla temiz hava solumasını sağlar.
  6. Hamileler ayaklarını soğuktan koruyacak, duruşu destekleyecek, tabanı rahat ve kaymayan bir ayakkabı kullanmaya dikkat etmelidirler.
  7. Cilt kuruluğu ve ciltte oluşan çatlaklar, hamilelikte enfeksiyon riskini arttırır. Bu nedenle el ve yüz yıkanırken soğuk su yerine ılık su ile yıkanmalı ve nemlendirici kremler kullanılmalıdır.
  8. Burun akıntısı olan gebeler, boğaz ve akciğer enfeksiyonuna daha fazla yatkındır. Tuzlu su (okyanus suyu gibi) bazlı spreylerin kullanılmasında sakınca yoktur.
  9. Grip sezonunda 14. haftadan daha ileri olan anne adayları aşılanmalıdır. Gribe yakalanılırsa, yatak istirahati ve bol sıvı tüketimi yapılmalıdır.
  10. Yüksek ateş, boğazda ağrı, eklem ağrısı, geçmeyen öksürük durumlarında mutlaka doktora danışılmalıdır.
SİGARA ve ZARARLARI

Sigara tiryakiliği, en öldürücü toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir.

Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunlardan en az 50 tanesinin doğrudan kansere neden olduğu ispatlanmıştır.

Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren madde ise nikotindir. Nikotin ayrıca kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşınmasına engel olur, bunun sonucunda sigara içenler egzersiz sırasında daha çabuk yorulurlar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2025 yılında sigara nedeniyle oluşan hastalıklardan dolayı 10 milyon kişinin ölmesi öngörülmektedir. Bunun 7 milyonunun bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde olacağı belirtilmektedir. Tiryakilerin %25-30’u zamanından önce ölmektedir. Erkeklerde tüm kanser türlerine bağlı ölümlerin %35'inin, kadınlarda ise %15'inin nedeni sigaradır.

Akciğer kanserine bağlı ölümlerin %90'ının nedeni sigaradır. Akciğer kanseri, kanser nedeniyle ölümler içinde birinci sırada yer almaktadır. Sigara içenlerde akciğer kanseri riski, içmeyenlerdekinden 20 kat fazladır.

Sigara içmediği halde dumanına maruz kalanlarda bile akciğer kanseri riski içmeyenlerdekinden 3 kat fazladır.

Sigara içenlerde akciğer kanseri dışında ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, böbrek, prostat, rahim ağzı kanseri riski de artmaktadır. Hiç içmediği halde dumana maruz kalan kadınlarda meme kanseri riski artmaktadır.

Sigara, kronik bronşit, amfizem gibi nefes darlığı yapan solunum sistemi hastalıklarının en önemli nedenidir. Bu hastalıklar nedeniyle ölüm riski, hiç içmeyenlerdekinden 40 kat fazladır.

Sigara içenlerde kalp krizi geçirme riski 3 kat artmaktadır. Sigara, kan dolaşımı ve damarlar üzerine etkileri nedeniyle beyin damar hastalıkları ve felç riskini artırmakta, bacak kangrenlerine neden olmaktadır.

Sigara içen kadınlarda düşük yapma, erken doğum, düşük ağırlıklı bebek doğurma, kısırlık, doğum kontrol hapı kullananlarda kalp krizi geçirme riski yüksektir. Sigara, erkeklerde kısırlık ve iktidarsızlığa neden olmaktadır. Sigara içenlerde ülser riski artmakta, iyileşme gecikmektedir. Sigara ciltte kuruma, sedef hastalığı, gözde katarakt ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

NEDEN SİGARAYI BIRAKMAKTA ZORLANIYORSUNUZ?

Sigaradaki nikotin güçlü bir bağımlılık yapıcı maddedir. Kokain, eroin ve alkol ile karşılaştırıldığında, tesadüfen denemiş kişilerde bile sigaranın bağımlılık yapma olasılığı daha fazladır. Nikotin, sigara içerken her soluktan sonra 7 saniyede beyine ulaşır, kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve daha çok nikotin istemenize neden olur.

Sigara içenlerde el ve ağız alışkanlığı vardır. Günde içilen sigara sayısı ne kadar fazlaysa, bu alışkanlık o kadar güçlüdür.

LÜTFEN UNUTMAYIN!

Bağımlılık yapıcı bir maddeden kurtulmak güçtür ancak imkânsız değildir, kararlılıkla başarılır. Pek çok bağımlının zorlandığı nikotin yoksunluk belirtileri geçicidir. En çok zorlayacağı süre ilk 2-3 haftadır.

Olumsuz, beklenmedik olaylar sizi sigara içmeye teşvik edebilir. Sigaranın aynı zamanda bir alışkanlık olduğunu ve üstesinden gelebileceğinizi hatırlayın ve sigaranın, içinde bulunduğunuz olumsuzlukları değiştirmeyeceğini unutmayın. Sigara içmeniz sorunlara çözüm getirmeyeceği gibi, tekrar başlamış olmanız sizi üzecek ve kendinize güveninizi sarsacaktır.

SİGARAYI BIRAKMANIN FAYDALARI

20. dakikada

  • Nabız, kan basıncı ve vücut ısısı normale döner.

24. saatte

  • Kanda karbon monoksit gazı hızla azalır.

2 hafta-3ay sonra

  • Efor kapasiteniz artar.
  • Öksürük varsa azalır, 3 ay içinde kaybolur.
  • Balgam miktarı 2 haftada yarı yarıya azalır.
  • Soluk alıp vermeniz kolaylaşır.
  • Koku ve tat alma duyularınız iyileşir.
  • Bağışıklık sisteminiz güçlenmeye başlar.
  • Kendinizi daha dayanıklı ve güçlü hissetmeye başlarsınız.
  • Diş ve parmaklarınızdaki sarı lekeler kaybolur.

1. yılda

  • Kalp krizi geçirme riskiniz ilk günlerden itibaren azalmaya başlar, 1 yılın sonunda risk %50 azalır.
  • Beyin kanaması ve bacaklardaki damar hastalığı (Buerger) riski %30-50 azalır.
  • KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) gibi solunum yetmezliğine yol açabilen akciğer hastalıklarının ortaya çıkması engellenir, ilerleyen yıllarda solunum fonksiyonları iyileşir.

5. yılda

  • Ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası kanseri riski yarı yarıya azalır.

10. yılda

  • Felç olma riskiniz 5-10 yıl içinde hiç sigara içmemiş olanlarla aynı düzeye iner.
  • Akciğer kanseri, ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası, böbrek, pankreas kanseri riski azalmaya devam eder.

15. yılda

  • Kalp koroner damar hastalığı ve kalp krizi riski hiç içmeyenlerle aynı olur.

SİGARASIZ SAĞLIKLI GÜNLER DİLEĞİYLE…

Karın Duvarı Fıtıkları

Bağırsak ve/veya karın içerisindeki yağ dokularının karın duvarının zayıf noktalarından dışarıya doğru çıkmasıdır. En yaygın fıtık tipi kasık fıtıklarıdır. Sıklıkla erkeklerde oluşur.

Fıtık bulguları nelerdir?

En yaygın bulgusu kasıkta bir şişlik oluşumudur. Bazen ağrılı olabilir. Küçük fıtıklar dikkati çekmeyebilir. Ancak muayene bazen de tetkiklerle saptanabilir. Bu şişlik yatarken kaybolur. Bu nedenle sabahları fark edilemeyebilir.

Fıtıklar karın duvarının bu zayıf noktalarında sıkıştıkları ya da döndükleri zaman tehlikeli olabilirler. Bu strangulasyon (boğulma) olarak adlandırılır. Fıtık içerisinde giren bağırsak zarar görürse içeriği dışarıya çıkar ve gangren-peritonit gibi yaşamı tehdit edici sonuçları olabilir. Boğulma acil cerrahi gerektiren bir durumdur.

Nasıl tanı konur?

Genellikle basit bir muayene ile tanı konur. Nadire ultrason veya tomografi/MR gibi tetkikler istenebilir.

Karın duvarı fıtık çeşitleri:

  • Kasık fıtıkları
    • İndirekt inguinal herni : Testislere giden kordonun içinden geçip çıkan tiptir. Genellikle çocuklarda, genç kişilerde ve yine sıklıkla erkekler de görülür.
      • Tipik olarak skrotum (torbaların) içinde bulunur.
      • Doğumsal olabilir.
      • Tedavisi cerrahidir. Doğumsal olduğunda hemen doğum sonrası onarılabildiği gibi, bazı cerrahlar iki yaşına kadar beklemeyi tercih edebilir.
  • Direkt İnguinal Herni: Kasıkta kordonun hemen yanındaki zayıf bir noktadan çıkar. Sıklıkla orta ve ileri yaşlı kişilerde görülür.
    • Sıklıkla her iki taraftan birden olur.
    • Şişmanlık, sıkı fiziksel aktivite oluşumuna katkısı vardır.
    • Sigara içimi, kronik kabızlık, kronik prostat varlığı ve kronik öksürük oluşumuna katkıda bulunur.
    • Muayenelerde hemen kordonun yanında hissedilir.
    • Bu tip fıtıklarda da cerrahi standart tedavidir.
    • İleri yaşlı kişilerde ameliyat kararı doktor ve hastayla beraber alınabilir.
  • Femoral fıtıklar : Nadir görülürler. Orta yaş ve üstü kadınlarda özellikle de çok doğum yapmış olanlarında sıklıkla oluşur. Kasık bölgesinde bacak damarlarının hemen yanındaki açıklıktan kaynaklanır. Bu fıtıklarda boğulma riski daha fazladır.
  • Daha az sıklıkla karşılaşılan fıtıklar
    • Göbek Fıtığı: Göbek deliği üzerinden gelişen fıtıktır. Özellikle kilolu bayanlarda görülür. Çok küçük olabildiği gibi zaman içerisinde çok büyüyebilir.
    • Ameliyat (kesi yeri) Yeri Fıtıkları: Geçirilmiş karın ameliyatları sonrası ortaya çıkan fıtıklardır. Bu fıtıklar da çok küçük ya da çok büyük olabilir. Bazen bu fıtıkların onarılması komplike teknikleri gerektirebilir.
    • Karının değişik zayıf noktalarında ortaya çıkan ve çok nadir görülen Spigelian herni, obturator herni gibi fıtık tipleri de mevcuttur.

Tedavi

Fıtıkların tedavisi ameliyattır. Boğulmadıkça acil ameliyat edilmez. Bilinmesi gereken iki önemli nokta fıtıkların kendi kendine iyileşmeyeceği ve zaman içerisinde büyüyerek ağrıya neden olabilecekleridir. Günümüzde en yaygın onarım şekli bu zayıf bölgenin bu ameliyatlar için özel üretilmiş yamalarla sağlamlaştırılmasıdır. Ameliyat lokal, spinal (belden aşağının uyuşturulması) veya genel anestezi altında yapılabilir.

Ameliyat tipleri

 Günümüzde fıtık ameliyatları değişik yöntemlerle yapılabilmektedir. Yöntem konusunda doktorunuza danışabilirsiniz.

  • Klasik yöntemler: Bu yöntemlerde fıtık üzerinden yaklaşık olarak 10 cm’ lik bir kesi yapılarak dışarıya çıkan içerik karına itilir ve bu zayıf nokta tamir edilir. Günümüzde ameliyat sonrası nüks oranlarını düşürmek amacıyla yaygın olarak bu bölgenin yamayla takviye edilmesi tercih edilmektedir.
  • Laproskopik (kapalı) yöntemler: Bu yöntemde fıtığın uzağından yaklaşık 1-1.5 cm’ lik üç adet delik açılarak kamera ve bu iş için özel üretilmiş aletler kullanılarak yapılır. Her iki tarafta fıtık olduğunda bile başka bir delik açılmasına gerek kalmaz. Yöntem genellikle genel anestezi altında yapılır.

Avantajları-Dezavantajları

  • Avantajları
    • Küçük kesiklerle çalışılması özellikle iki taraflı fıtıklarda daha az ağrı,   daha erken işe dönüş gibi avantajlara neden olur.
    • Yamanın içerden konması mekanik olarak daha iyi yerleşmesini sağlar.
    • Yamanın iç taraftan konması kasık kanalındaki hassas sinirlerin hasar görme olasılığını azaltır.

Nüks fıtıklarda da kapalı yöntemler yararlıdır. İlk ameliyatı açık olan hastalarda aynı kesi üzerinden çalışmak zordur ve komplikasyon riskini arttırır. Fıtığa içerden yaklaşmak henüz etkilenmemiş bir bölgeden yaklaşma kolaylığı sağlar ve açık cerrahiden daha kolay ve daha az ağrılıdır.

  • Muhtemel Dezavantajları
    • Ameliyat süresi açık ameliyatlardan biraz daha uzun sürebilir. Ancak bu süre deneyim arttıkça azalacaktır.
    • Çok nadir durumlarda yamaya karşı reaksiyon geliştiğinde yamayı çıkarmak zor olabilir.
    • Kullanılan malzemeler nedeniyle biraz daha pahalı bir ameliyattır.
ASTIM

Astım, her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, kontrol altına alınamadığında ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayan müzmin bir hastalıktır.

Havayollarının daralması ile kendini gösteren ve ataklar halinde gelen bir hastalıktır. Ataklar dışında hasta normaldir. Astımda hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihap vardır. Bu nedenle hava yolu duvarı şiş ve ödemlidir. Bu durum akciğerlerin uyaranlara aşırı duyarlı olmasına neden olur. Toz, duman, koku gibi uyaranlar ile hemen öksürük, nefes darlığı ve göğüste baskı hissi gibi yakınmalar ortaya çıkar. Krizde hava yollarını saran kaslar kasılır, ödem ve şişlik artar, ilerleyen iltihapla birlikte hava yolu duvarı kalınlaşır. Hava yollarındaki salgı bezlerinden kıvamlı bir mukus (ifrazat - balgam) salınır. Tüm bunlar hava yollarını önemli ölçüde daraltır ve havanın akciğerlere girip çıkması engellenir.

ASTIM HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Astımın başlıca belirtileri; nefes darlığı, hırıltılı solunum, kuru vasıfta bir öksürük ve göğüste baskı hissidir. Bu belirtiler elbette sadece astım hastalığında görülmez, ancak bu belirtilerin tekrarlayıcı nitelikte olması, genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkması, kendiliğinden veya ilaçlarla düzelmesi, mevsimsel farklılıklar göstermesi astıma özgüdür. Belirtmemiz gereken diğer önemli bir nokta ise hastaların ataklar dışında kendilerini iyi hissetmesidir.

Astım belirtilerini ortaya çıkaran etkenlere tetikleyiciler denir. Astım belirtilerini tetikleyen faktörler her hasta için farklı olabilir. Bu nedenle hastalar kendilerini rahatsız eden bu etkenleri iyi bilmeli ve mümkün olduğunca onlardan uzak durmalıdır. Astımda sık görülen tetikleyiciler; üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjenler (ev tozu akarları, polenler, mantar sporları, hayvan tüy ve döküntüleri, hamamböceği), sigara, hava kirliliği, ilaçlar, besin maddeleri, reflü, stres ve egzersizdir.

ASTIM HASTALIĞININ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Astım tedavisinin amacı hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihaba bağlı daralmanın giderilmesi ve hastanın rahat nefes almasının sağlanmasıdır.

Tedaviden beklentiler:

  • Belirtileri kontrol altına almak ve bunu sürdürmek
  • Egzersiz dahil, normal aktivite düzeyini sürdürmek
  • Akciğer fonksiyonlarını olabildiğince normal düzeyde tutmak
  • Atakları önlemek
  • Astım ilaçlarının istenmeyen etkilerini önlemek

Bu hedeflere ulaşabilmek için;

  • Hasta/hekim işbirliğinin geliştirilmesi
  • Tetikleyici faktörlerin belirlenmesi ve temasın azaltılması
  • Astım kontrolünün değerlendirilmesi ve ilaç tedavisi gereklidir.

Astım ilaçları kontrol edici ilaçlar ve nefes açıcı ilaçlar olmak üzere ikiye ayrılır:

Kontrol edici ilaçlar: Hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihabı kontrol altına alırlar. Bu ilaçlar hastayı hemen rahatlatmaz, bu nedenle kısa dönemde etkileri fark edilmez, ancak uzun dönemde yararı görülür.

Bu nedenle bu ilaçların düzenli kullanılması gerekir. Kortizon içeren ilaçlar, uzun etkili beta2 agonistler, lökotrien sistemini etkileyen ilaçlar, teofilin ve antilgE bu gruptaki ilaçlardır.

Nefes açıcı ilaçlar: Kullandığınızda hızla etki ederek havayolundaki kasları gevşeten ve buna bağlı nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste baskı hissi gibi belirtileri gideren ilaçlardır. Bazıları gerek olduğunda, bazıları düzenli kullanılırlar. Beta agonistler, antikolinerjik ilaçlar ve teofilin bu gruptandır.

Tüm bu astım ilaçları önerilen dozlarda ve sürede kullanıldıklarında güvenli ve yan etkileri az olan tedavilerdir. Önemli bir kısmı solunum yoluyla alınır, bu nedenle başka ilaçlar etkileşim açısından daha az risk oluştururlar.

ASTIM ATAĞI (KRİZİ) NEDİR VE NASIL ANLAŞILIR ?

Astım belirtilerinin ortaya çıkması veya varken daha artması ve bunlara solunum testlerinde bozulmanın eşlik etmesi astım atağıdır. Atakların çok büyük bir kısmı yavaş ilerler ve günler içinde gelişir. Hastaların çok azında ise ani başlangıçlı ataklar ortaya çıkar, hava yollarında ani daralma olabilir.

Özet olarak,

  • Düzenli hekim kontrolüne gidilirse verilen ilaçlar düzenli alınırsa atakları tamamen önlemek mümkündür.
  • Göğüs hastalıkları hekimi tarafından, verildiği dozda inhalasyon yolu ile alınan ilaçlar güvenlidir.
  • Tetikleyici faktörlerden uzaklaşmayan ve düzenli hekim kontrolünde olmayan hastalar ölümcül ataklar geçirebilirler.
BADEMCİK, GENİZETİ

Bademcik ve geniz eti olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğan bebeklerde anneden geçen immünglobulinler nedeniyle küçüktürler. 4 -5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler. İleri yaşlarda küçülme eğilimi gösterirler. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak ve sinüslerin boşalımını bozarak değişik boyutta problemlere yol açarlar. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama, ağızdan soluma, gece öksürükleri, burun akıntıları gözlenmektedir. Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.

Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi sorunlara neden olur. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile görüşülmesinde yarar vardır.

Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir. Romatizmal ateşin en sık rastlanan sebebi streptokokların neden olduğu bademcik enfeksiyonudur.

BADEMCİKLER VE GENİZ ETİ HANGİ DURUMLARDA ALINMALIDIR?

Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinden fayda görülmediğinde cerrahi olarak bunların çıkarılmasına başvurulmaktadır. Bu ameliyata karar vermek için kullanılan iki kriter vardır.

Kesin Ameliyat Gerektiren Durumlar;

  • Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı tıkanması
  • Bademcik etrafında apse
  • Kötü huylu tümör şüphesi
  • Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.

Göreceli kriterler; Bunların başında sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir. Bademcik ameliyatlarının yüzde 40’ı bu nedenle yapılmaktadır.

  • Son bir yılda 7 defa,
  • Son 2 yılda; yılbaşına 5’er defa,
  • Son üç yılda yılbaşına 3’er defa ya da daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi,
  • Difteri ( kuşpalazı) mikrobu taşıyıcıları,
  • Kalp kapakçığı bozukluğu olan kişiler,

Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak orta kulak iltihabı geçirilmesi gibi durumlar kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavi önerilir.

BU AMELİYATLAR HANGİ YAŞTA YAPILIR?

Bademcik hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak bilinmekle birlikte erişkin içinde aynı kurallar geçerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan erişkinlerde de bademcik ameliyatı uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir. Üst yaş sınırını belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.

BADEMCİK AMELİYATI RİSKLİ MİDİR?

Bademcik ameliyatları riski oldukça düşük orandadır. İstatistiklerde 14 bin ameliyattan birinde anesteziye veya cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon ortaya çıktığı görülüyor. Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı binde 5 gibi düşük orandadır. Bademcik ameliyatından sonra vücudun savunma sistemi ile ilgili birçok bilimsel çalışma yapılmış ancak net bir sonuç elde edilmemiştir. Bademcikleri alınmış insanlarda lenfositlerin bazı tiplerinin sayısında azalma görülmüştür. Ancak bunun klinik olarak soruna yol açtığına rastlanmamıştır. Bademcik ameliyatından sonra daha kolay farenjit olunduğu yolunda bir inanış vardır. Bademciği alınmış ya da alınmamış insanlarda farenjit görülme oranı aynı sıklıktadır. Bademciklerin alınması farenjit olma oranını arttırmamaktadır.

BOĞAZ AĞRISI

Boğaz ağrısı en sık rastlanan tıbbi şikayetlerden biridir. Türkiye’de çok fazla kişi bu şikayetle doktora başvurmaktadır.

BOĞAZ AĞRISINA NEDEN OLAN ETKENLERBoğaz ağrısı başta enfeksiyonlar olmak üzere çeşitli hastalıklarda ortaya çıkan bir şikayettir. Enfeksiyonlar ya virüsler (soğuk algınlığı, grip gibi) ya da bakterilerden kaynaklanır. Virüsler ve bakteriler arasındaki en önemli fark, bakterilerin antibiyotiğe cevap vermesine rağmen virüslerin cevap vermemesidir.

Virüsler: Virüslerin en sık sebep olduğu boğaz ağrısı, soğuk algınlığı sırasında görülen burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık, vücutta kırgınlık ve ağrı ile birlikte olan boğaz ağrısıdır ve bilinen yüzlerce çeşit virüsün biri hastalığın sebebidir. Vücut virüslere karşı antikor üreterek yaklaşık bir hafta içinde hastalığı yener. Boğaz ağrısı, kızamık, suçiçeği, boğmaca ve kurp gibi başka viral hastalıklara da eşlik edebilir. Boğazdaki aftlar ve ateş kabarcıkları da oldukça ağrılı olabilir.

Enfesiyöz mononükleozis denilen özel bir viral enfeksiyonunun iyileşmesi bir haftadan uzun sürebilir. Virüs lenf sistemi içine yerleşerek bademciklerde, boyunda, koltuk altında ve kasıkta şişlikler oluşturur. Bu hastalık boğazda şiddetli ağrı ile birlikte bazen solunum güçlüğü, karaciğer rahatsızlığı ve buna bağlı sarılığa sebep olabilir. Ayrıca 6 hafta ve daha uzun sürebilen şiddetli yorgunluğa sebep olur.

Bu hastalık buluğ çağı veya genç erişkin dönemindeki kişileri etkiler. Hastalık tükürük ile bulaştığı için öpüşme hastalığı olarak ta isimlendirilmiştir.

Hastalık ayrıca ağız-el, el-ağız yoluyla veya aynı havlu veya çatal bıçak kullanması yolu ile de bulaşabilir.

Bakteriler: Boğaz ağrısı çeşitli tip streptokoklar tarafından da oluşturulabilen bir rahatsızlıktır. Bu hastalık aynı zamanda kalp kapakçıkları ve böbrekleri de etkileyebilir. Streptokoklar ayrıca bademcik enfeksiyonu, zatürre, sinüzit ve kulak hastalıklarına da yol açabilir. Tüm bu ciddi komplikasyonlar nedeni ile streptokokların yol açtığı boğaz ağrısı antibiyotik ile tedavi edilmelidir. Bakteriyel boğaz ağrıları genellikle soğuk algınlığından daha uzun süren hastalık yaparlar. Streptokokların yaptığı hastalık muayene ile tanınamıyorsa boğaz kültürü yapılması gerekebilir.

Son zamanlarda kullanılmaya başlayan ‘’strep testi’’ 24 saatlik kültürde üreme süresine kıyasla 15 dakika içinde streptokok enfeksiyonu varlığını gösterebilir. Bu testlerin pozitifliği doktorun antibiyotik yazmasına sebep olur. Ancak strep testi veya kültür antibiyotiği hak eden pek çok bakterinin gözden kaçmasına sebep olabilir.

Tonsollit boğazın her iki tarafında yer alan bademciklerin iltihabıdır. Yaşamın ilk 2-3 yılında bu dokular enfeksiyonu yakalar ve çocuğun kendi savunma sistemini yaratmasına yardımcı olur. Sağlıklı bademcikler enfekte kalmaz ve tonsillit sebebi ile sık sık boğaz ağrısı geçirme bademcikteki iltihabın tam olarak tedavi edilmediğini gösterir. Son yıllarda yapılan bir çalışma sık sık tonsillit atağı geçirmekte olan çocukların (birkaç yıl boyunca senede 3-4 tonsillit atağı) bademciklerinin cerrahi bir operasyonla çıkartılmasından sonra daha sağlıklı olduklarını göstermiştir.

Burun veya sinüslerdeki enfeksiyonlar da boğaz ağrısına sebep olabilir, çünkü içeride bakteri olan hastalıklı akıntı boğaza doğru gittiği için hastalık buraya taşır.

TAHRİŞSoğuk kış aylarında kuru ısı özellikle sabahları, tekrarlayıcı ve yanıcı bir şekilde bir boğaz ağrısına sebep olur. Bu durum odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımının artırılması ile düzelir. Burun tıkanıklığı olan ve sürekli ağzından nefes alan hastalarda da boğaz kuruluğu oluşur. Bu hastalarda burun muayenesi ve tedavisi gerekmektedir.

Sabahları oluşan seyrek bir boğaz ağrısı nedeni de mide asit salgısının ağız ve boğaza geri gelmesi ve buna bağlı tahriş ağrısıdır. Bunun tedavisi ise yatarken başın yatak hizasından biraz daha yüksek olmasına dikkat etmektir. Ayrıca yatmadan 1-2 saat öncesinde bir şey yememeye dikkat etmek gerekir. Böyle bir durumda doktorunuza görünmenizde yarar vardır.

Endüstriyel kirlilik ve kimyasal maddeler boğaz ve burnu tahriş ederler ancak en sık tahriş edici hava kirliliği sebebi sigaradır. Alerjik veya içindeki maddelere duyarlı olan insanları rahatsız eder.

Sesini çok fazla zorlayan bir insanda (örneğin bir spor karşılaşmasında) boğaz ağrısına yakınır ve bu ağrının sebebi ses tellerinin zorlanması ve ses tellerine kötü muameledir. İyi eğitilmiş ve deneyimli spikerler ve şarkıcılar seslerini ve boğazlarını bu şekilde zorlamamasını öğrenirler. Yüksek sesleri boğaz kaslarını zorlamadan derin nefes alıp karın ve göğüs kafesi kullanarak çıkarırlar.

Boğaz, dil ve gırtlak tümörleri de genellikle uzun süre sigara ve alkol içimi ile ilgilidir. Bazen kulağa yayılabilen boğaz ağrısı ve yutkunma zorluğu böyle bir tümörün semptomları olabilir.

Sıklıkla boğaz ağrısı hafif ve kroniktir ve hasta tarafından fark edilmeyebilir. Diğer önemli semptomlar arasında ses kısıklığı, boyunda kitle, açıklanamayan kilo kaybı ve/veya tükürükte kan olması sayılabilir.

Bu hastalıkta tanı kulak burun boğaz üzerinde uzmanlaşmış doktorların şüpheli bölgeleri gösteren özel aynalar ve teleskopik aletlerle yapacağı muayene ile konulabilir.

BOĞAZ AĞRIMI NASIL TEDAVİ EDEBİLİRİM ?Soğuk algınlığının sebebi ile oluşan boğaz ağrısı şu önlemlerle rahatlatılabilir:

  • Aldığınız sıvı miktarını arttırın.
  • Yatak odanızın havası nemli olsun.
  • Tuzlu su ile günde birkaç kez gargara yapın.
  • Asetaminofen gibi hafif ağrı kesiciler kullanın.

NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİYİM ?Soğuk algınlığız normalde 5-7 günde geçmesi gerekirken geçmemişse, alerji ve tahriş edici maddeye bağlı değilse tıbbi yardım almalısınız. Aşağıda yer alan semptomlar varsa doktorunuzu görmeniz gerekmektedir.

  • Ciddi ve uzamış boğaz ağrısı
  • Soluk almada ve yutkunmada güçlük
  • Ağzı açmada güçlük
  • Kulak ağrısı, eklem ağrıları
  • Döküntü, ateş
  • Tükürükte kan
  • Sık tekrarlayan boğaz ağrısı
  • Boyunda kitle
  • 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı
DIŞ KULAK İLTİHABI

Yüzücü Kulağı ve Benzer Sorunlar

NEDENLER

Kulağa su kaçarken, içeriye beraberinde bakteri ve mantarları da taşıyabilir. Genellikle su tekrar çıkar, kulak kurur, böylece bakteri ve mantarlar kulakta bir soruna neden olmazlar. Fakat bazen su dış kulak kanalında kalır. Böylece cilt iyice nemlenir. Bu sayede bakteri ve mantarlar çoğalır, yayılır, dış kulak yolunda enfeksiyona yol açarlar.

SEMPTOMLAR

  • Kulakta dolgunluk hissi
  • Kaşıntı
  • Dış kulak kanalı şişmesi
  • Beyaz –sarı akıntı
  • Şiddetli kulak ağrısı
  • Kıkırdakta dokunmaya karşı aşırı hassasiyet
  • Boyundaki bezelerde büyüme

Bu belirtileri tespit ederseniz doktorunuza başvurunuz.

Korunma: Eğer yüzme, duş veya saç yıkama sonrası kulağınızda su hissederseniz, kulağınıza damla damlatabilmek için o kulağınız yukarı gelecek şekilde başınızı yana yatırın.

Kulak Damlalarını Kullanma: Kulak kurutucu damlayı kulağınızı yukarı ve arka yöne çekerek damlatın, kulak kepçesini ileri geri çekiştirerek damlaların kulak kanalına girmesini sağlayın. Bu işlemden sonra başınızı kaldırıp kulaktaki suyun dışarı akmasını bekleyin.

UYARI

Eğer kulak enfeksiyonunuz varsa, delik veya başka şekilde zedelenmiş kulak zarınız var ise, kulak cerrahisi geçirdiniz ise yüzmeden veya kulak damlası kullanmadan önce bir kulak burun boğaz uzmanına başvurun. Eğer kulak zarınızın daha önce delindiğini, yırtıldığını, parasentez işlemine tabi tutulduğunu veya herhangi bir şekilde zedelendiğini bilmiyorsanız, doktorunuza danışınız.

Şayet problemleriniz sürekli tekrarlar mahiyette ise, Kulak Burun Boğaz doktorunuz size yağlı (vazelinli) kulak tıkaçlarınızı yüzmeden önce kulağınıza takıp kulaklarınızı sudan korumanızı tavsiye edecektir. Kuru bir kulağın iltihaplanması daha zordur. Pamuklu çubukları kullanmaktan kaçının, çünkü bunlar kulak kirini daha derine iterler, ayrıca kulak kanalını tahriş eder ve kanamaya neden olabilirler. Bu tip çubukların kulak kanalında kullanılması birçok ülke tarafından yasaklanmıştır.

Kulakları kaşınan, pullanan, kulak kiri ile tıkalı olan kulaklarda yüzücü kulağı daha kolay gelişmektedir. Bu nedenle bu kişiler kulağa su kaçtığında daha sıkı bir şekilde alkol damlasını tavsiye edildiği şekilde kullanmalıdırlar. Ayrıca her sene yüzme sezonu öncesi kulakları temizletmek de faydalı olabilir.

Kulaklar neden kaşınır?

Kaşınan kulaklar oldukça rahatsızlık vericidir. Bazen nedeni mantarlar veya alerjiler olabilirken, daha çok dış kulak yolu kronik dermatitine (cilt iltihabı) bağlıdır. Bunun bir tipi kepeklenmeye benzer bir durum olan seboreik dermstitdir. Normalde hafif kahverengi olan ve koruyucu özelliği bulunan kulak salgısı kurumuştur, pul pul ve bolcadır. Hastalar bu durumu şiddetlendiren yağlı yiyecekler, şeker ve nişastalar, karbonhidratlar ve çikolatalardan uzak durmalıdır. Doktorlar genelde tedavi olarak kaşıntılı dönemlerde yatmadan önce kortizonlu kulak damlalarını tercih etmektedirler. Hastalığın uzun dönemde kürü mümkün olmasa da kontrolü mümkündür.

Sinekler ve Diğer Böcekler Hakkında

Birçok böcek türü kulağa girebilir. Sinekler kulak kirine takılı kalıp tekrar dışarıya uçamazlar. Daha iri böcekler geri dönemez veya geri geri çıkamazlar. Bunlar çırpınmaya başlayabilirler, bu ağrıya ve urkmaya neden olabilir. Böceklerin ılık suyun enjektörle kulak kanalına verilmesi ile dışarıya atılması mümkündür (Arkasından alkol damlatılarak kurutulması unutulmamalıdır). Daha iri böcekleri çıkartmak için kulağa önce madeni yağ damlatılıp böceğin nefes alması engellenerek ölmesi sağlanır. Bu 5-10 dakika sürer böceğin çıkartılması ise doktor tarafından yapılmalıdır.

Yabancı Cisimler Hakkında

Boncuklar, kalem uçları, silgiler, plastik oyuncak parçaları ve kuru yemişler çocuklar tarafından sıklıkla kulağa sokulan nesnelerdir. Bunların çıkartılması için KBB uzmanının mikroskop altında özel aletler kullanması gerekli olduğunda derhal doktorunuza gitmeniz önerilir. Gecikme halinde bu cisimlerin dış ve orta kulak ile kulak zarına zarar verebileceği unutulmamalıdır.

1